Tehdit ve sövme suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/02/2006 tarihli ve 2005/156 esas, 2006/117 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2013 gün ve 131900 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde yer alan, "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenleme ile aynı maddenin 11. fıkrasındaki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." biçimindeki düzenleme nazara alındığında, öncelikle mahkemece anılan Kanun'un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve sövme suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda,... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/02/2006 tarihli kararı ile, iddia konusu suçları işlediği sabit kabul edilerek, mahkumiyet hükmü kurulmadan doğrudan 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 5 yıl denetim süresi belirlendiği, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbarı üzerine, mahkemesince dosyanın yeniden ele alındığı ancak açıklanması gereken herhangi bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilerek, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla ilgili kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
5395 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 15.11.2005 gün ve 132/128, 11.10.2005 gün ve 97/111, 20.09.2005 gün ve 99/103 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere yasa yararına bozma, kesinleşen hükümde, verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme 5395 sayılı Kanunun hüküm tarihinde geçerli 23. maddesi çerçevesinde yapılmıştır.
19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunun 40. maddesi ile yapılan değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan, 5395 sayılı Kanunun 23. maddesinde;
“(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dâhil) hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
(2) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için gerekli koşullar şunlardır:
a) Çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması.
b) Çocuğun yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması.
c) Çocuk hakkında, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi.
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi...
(3) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde, çocuk, beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulur. Bu süre içinde çocuğun bir eğitim kurumuna devam etmesine, belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur....
(5) Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmadığı ve yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, davanın düşmesine karar verilir.
(6) Çocuğun denetimli serbestlik süresi içinde işlediği hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, mahkeme geri bıraktığı hükmü açıklar. Ancak mahkeme, yükümlülüklerin yerine getirilme durumunu göz önünde bulundurarak, çocuk hakkında belirlenen cezada yarı oranına kadar indirim yapabilir...” hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için öncelikle, yapılan yargılama sonucunda iddia olunan suçları işlediğinin sabit olması ve belirlenen cezanın en çok üç yıla kadar (üç yıl dâhil) hapis veya adlî para cezası olması gerekmektedir.
Aynı maddenin 6. fıkrasında da, çocuğun denetimli serbestlik süresi içinde işlediği hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, mahkemenin geri bıraktığı hükmü açıklayacağı düzenlenmiştir.
İnceleme konusu somut olayda;... Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2006 tarihli kararında, sanığın isnat edilen suçları işlediği sabit kabul edilmiş ancak mahkumiyet hükmü kurulmadan doğrudan, 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Bu itibarla, Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi çerçevesinde, koşulların varlığı halinde açıklanacak ve olağan veya olağanüstü kanunyollarıyla denetlenebilecek bir mahkumiyet hükmü kurulmadan, doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit ve sövme suçlarından sanık ... hakkında, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 17/02/2006 tarihli ve 2005/156 esas, 2006/117 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.