İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanunun 50/1-d maddesi uyarınca 5 ay süreyle herhangi bir derneğin üyeliğinde görev almasının yasaklanması tedbirine çevrilmesine dair, ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01/2013 tarihli ve 2012/1078 esas, 2013/29 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/06/2013 gün ve 199416 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “.... Asliye Ceza Mahkemesince, suça konu yerin imar planına uygun hale getirilmesi veya ruhsata bağlanması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 184/5. maddesi uyarınca verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı, 5 yıllık denetim süresi öngörülmüş olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin sanık aleyhine olduğu gerekçesiyle, sanığa verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50/1-d maddesindeki seçenek yaptırıma çevrilmesine karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/10. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir." şeklindeki hüküm nazara alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasının sanık lehine olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, .... Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01/2013 tarihli kararıyla, 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek, cezasının 5 ay süreyle herhangi bir derneğin üyeliğinde görev almasının yasaklanması tedbirine çevrildiği, yüze karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmamış olması nedeniyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
İmar kirliliğine neden olma suçunda, etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlendiği TCK'nın 184/5. maddesi gerekçe gösterilerek, CMK'nın 231. maddesinin uygulanmamasına ilişkin mahkeme uygulamasının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın “ İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184. maddesinin etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlendiği 5. fıkrasında; “Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” hükmüne yer verilmiştir.
İmar kirliliğine neden olma suçunda etkin pişmanlık düzenlemesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumun mukayeseli olarak ele alındığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/4-691 esas, 2014/91 sayılı kararında, “TCK'nın 184. maddesi ile korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olması ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeği karşısında, kanun koyucunun faili cezalandırmaktan daha çok, suçun olumsuz etkilerini ortadan kaldırma ve suçun yeniden işlenmesini önleme amacını esas aldığı, bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak da kamu davasının açılmaması, açılmış davanın düşmesi veya mahkum olunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını amaçladığı görülmektedir.
CMK'nın 231. maddesinin uygulanma şartları ile TCK'nın 184/5. maddesi karşılaştırıldığında, imar kirliliğine neden olma suçuna özgü olarak düzenlenen 184/5. maddesi ile fail açısından daha lehe sonuçlar öngörülmüştür. Nitekim fail hakkında hükmolunan ceza kesinleşse dahi, suça konu binanın imar planına veya ruhsatına uygun hale getirilmesi halinde bir süre şartı aranmaksızın ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak, açılmış olan kamu davasının yine süre şartı aranmaksızın düşmesine karar verilecektir. CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanması ise objektif şartların yerine getirilmesi ve mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate ulaşılması halinde mümkün olacak, açılmış olan kamu davasının düşmesine karar verilebilmesi için ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra sanığın beş yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi gerekecektir.” görüşlerine yer verilmiştir.
Bu itibarla, imar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek daha lehe olan özel hüküm niteliğindeki TCK'nın 184/5. maddesindeki düzenlemeden yararlanma imkânı bulunan ancak bu edimini yerine getirmeyen fail hakkında, CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma imkânı bulunmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy