Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle, 125/1-4, 62/1, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 3.000 Türk lirası ve 1.740 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair, .... Sulh Ceza Mahkemesinin 14/09/2012 tarihli ve 2012/172 esas, 2012/591 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10/09/2013 gün ve 261757 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre;
1- Sanığın işlemiş olduğu suç nedeniyle oluşmuş her hangi bir maddi zararın olmaması ve sabıka kaydında yer alan mahkûmiyetler bakımından adlî sicil kaydından silinme koşullarının oluşması karşısında, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunduğu gerekçesiyle sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde,
2- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir" şeklindeki 193/2. maddesi karşısında, usulüne uygun şekilde sanık sıfatıyla sorgusu yapılmayan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında, isabet görülmemiştir.”denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, .... Sulh Ceza Mahkemesinin 14/09/2012 tarihli kararıyla, adlî para cezası ile cezalandırılmasına, daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyeti bulunduğundan, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, yüze karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- Sorgusu yapılmayan sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
b- Adli sicil kaydındaki ilamların silinme koşullarının oluşmasına karşın, daha önce kasıtlı suçlardan mahkumiyeti bulunduğu gerekçesiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine yönelik hukuka aykırılıklara ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni hukuka aykırılık durumlarının incelenmesi gerekmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 125/4. maddesinde; “Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.” hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada, sanık ve müştekinin tartıştığı apartmanın içerisinde, müştekinin dairesinin önünde meydana gelen hakaret eylemi nedeniyle, aleniyet unsuru gerçekleşmemesine karşın, hükmolunan cezada TCK’nın 125/4. maddesi ile artırım yapılarak sanığa fazla ceza verilmiştir.
Ayrıca, olayın tek tanığının İbrahim Yalın olmasına karşın, CMK'nın 210/1. fıkrasındaki “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.” hükmüne aykırı olarak bu tanık dinlenilmeden, hükümlülük kararı verildiği görülmektedir.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedenleri, kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2)Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedenleri açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
BD