Tebliğname No : 4 - 2012/178214
MAHKEMESİ : Bayındır(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/05/2012
NUMARASI : 2011/409 (E) ve 2012/290 (K)
SUÇ : Hakaret
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın, silahla ateş edildiği ihbarı üzerine kendisine ve kuzeni olan tanık G.. S..'a kimlik soran polis memurlarına söylediği kabul edilen, “terörist miyiz ulan, ne kimliği, biz gelmiyoruz ulan” şeklindeki kaba ve nezaket dışı sözlerinin, müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmadığı gözetilmeden, yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de;
Hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle belirlenen denetim süresinin TCK'nın 51/3. maddesi uyarınca ceza miktarından az olamayacağı gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık H.. G..'nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24/11/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık aleyhine temyiz olmaması karşısında, hakkında TCY'nin 51/3 ncü maddesi gereğince ceza süresi kadar denetim süresine hükmolunması gerektiğinden bozma kararı verilmemesi gerekir.
Aleyhe temyiz davasının olmaması nedeniyle, denetim süresi bir ceza gibi gözükmemekle beraber, sanığın sonradan işleyeceği suç bakımından hakkında tekerrür hükmünün uygulanmasında, TCY'nin 58 nci maddesinin 2 nci fıkrasında belirlenen süreler bakımından önem arzetmesi dikkate alındığında, tekerrürün uygulanması infaz bakımından cezasında artışa sebebiyet verebileceği için, bu noktadan eleştiri ile yetinilmesi gerekirken, bozmaya ilişkin yüksek çoğunluğun (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy