Hakaret suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 22/04/2013 tarihli ve 2012/128 esas, 2013/248 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile, anılan kararın kaldırılmasına ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesinin 29/05/2013 tarihli ve 2013/54 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/2013 gün ve 352819 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihi olan 17/05/2012 tarihinde 27/06/1996 doğumlu mağdur ...'e hakaret ettiğinden bahisle mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, mağdurun yaşı 18'den küçük olduğundan mahkemece atanan vekili Avukat ... tarafından karara itiraz edilmesi üzerine, mercii tarafından itirazın kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırıldığı, sanık ...'nın sabıkasının bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiği, hakaret suçu nedeniyle oluşmuş maddî bir zarar bulunmadığı ve mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varıldığı, bu şekilde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının oluştuğu, itirazı inceleyen mercii tarafından da bu şartların varlığı kabul edildiği, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/01/2013 tarih, 2012/10-534 esas ve 2013/15 sayılı kararına dayanılarak yapılan esastan inceleme sonucu mercii tarafından;
"1-İddianamenin kabulüne dair karar okunmadan duruşmaya başlanmak suretiyle CMK'nun 191/1. maddesine aykırı davranılması,
2-Katılma talebi hususunda duruşmada hazır bulunan sanıktan diyecekleri sorulmayarak CMK'nun 238/3. maddesine aykırı hareketle savunma hakkının kısıtlanması,
3-Olayın herkesin görüp duyabileceği tarlada olduğunun iddia edilmesine göre kararda hakaret suçuna yönelik aleniyetin tartışılması,
4-Yapılan yargılama giderlerinin miktarının veya masraf dökümünün ve kimden hangi oranda alınacağının kararda gösterilmemek suretiyle, CMK'nun 324/2-3. maddesine aykırı davranılması,
5-Kararda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri, yasa yoluna başvurulmaması halinde kararın kesinleşeceği eksiksiz belirtilmemek suretiyle, CMK'nun 34/2. maddesine aykırı davranılması,"
Sebeplerinden itiraz kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ve gereği için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar mercii tarafından söz konusu Ceza Genel Kurulu kararında yer alan "Görüldüğü gibi, öğretide ittifakla kabul edildiği üzere itiraz merciince esasa müessir inceleme de yapılabileceğinden, suç niteliğinin değiştiğine yönelik başvurular da itiraz merci tarafından değerlendirilebilecektir." ifadesine dayanılmışsa da, somut olayda itiraz merciinin itirazı kabul gerekçeleri arasında yer alan "iddianamenin kabulüne dair karar okunmaması, katılma talebi hususunda duruşmada hazır bulunan sanıktan diyecekleri sorulmaması, yargılama giderlerinin miktarının veya masraf dökümünün ve kimden hangi oranda alınacağının kararda gösterilmemesi, kararda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri, yasa yoluna başvurulmaması halinde kararın kesinleşeceği eksiksiz belirtilmemesi" gibi yargılama usulüne ilişkin hususların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itiraz kapsamında denetlenemeyeceğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 22.04.2013 tarihli kararı ile, 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara müşteki vekilinin itirazı üzerine, mercii ... Asliye Ceza Mahkemesinin 29.05.2013 tarihli kararı ile, iddianamenin kabulüne dair karar okunmadan duruşmaya başlanılması, katılma kararı verilirken duruşmada hazır bulunan sanığa sorulmaması, kararda hakaret suçuna yönelik aleniyetin tartışılmaması, yargılama giderinin miktarının kararda yer almaması ve kanun yolu bildiriminin yetersiz olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verildiği, kesin olan bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyen merciin, hükmü usul ve esas yönünden denetleme yetkisinin bulunup bulunmadığı ile itiraz üzerine verdiği kararın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında mercii, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hususların inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK'nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
İtiraz üzerine kararı usul ve esas yönünden denetleyen mercinin, kararın hukuka uygun olması durumunda itirazın reddine, aksi durumda ise eksikliği tespit edip itirazın kabulüne karar vererek gereği için dosyayı mahkemesine iade etmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık ... hakkında, müşteki ...'e hakaret suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanığın eylemi sabit görülerek, mahkemece seçimlik cezalardan gün adli para cezası tercih edilmek suretiyle, sanığın 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sabıkasız oluşu, duruşmadaki tutum ve davranışları olumlu görülerek, bir daha suç işlemeyeceği kanaatiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen kanun hükümleri ve Yargıtay kararları doğrultusunda itirazı inceleyen merciin kararı hem usul hem de esas yönünden denetleyebileceği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte itiraz merciinin gerekçeleri incelendiğinde;
Duruşmaya başlanırken iddianame ve eklerinin okunmuş olması, katılma hususunda duruşmada hazır bulunan sanığın herhangi bir itirazının olmaması ve kanunyolu bildiriminin doğru gösterilmesi nedeniyle, 1, 2 ve 5 numaralı gerekçelerinin, ağır hukuka aykırılık niteliğinde olmayıp, kararın kaldırılmasını gerektirmediği ancak karara müşteki vekili tarafından itiraz edilmesi ve deneme süresi içerisinde suç işlenmesi halinde CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanacak olan hükmün, CMK'nın 230, 232 ve 324. maddelerine göre gerekli hususları içermesi gerektiği gözetildiğinde, aleniyet artırımının tartışılmaması ve yargılama giderlerine ilişkin miktarın kararda yer almamasına yönelik hukuka aykırılıklar yönünden, mercii kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen merciin hem maddi hukuka hem de yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden inceleme yapabileceği anlaşıldığından, itiraz incelemesinin sınırlı yapılması gerektiğine yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 13.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy