Kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 86/2, 29, 106/1 ve 62. maddeleri uyarınca 15 gün adlî para ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 03/06/2009 tarihli ve 2008/138 esas, 2009/148 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2013 gün ve 363845 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre,
1-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2. maddesi uyarınca hükmedilmesi gereken 120 gün adli para cezasından, aynı Kanun'un 29. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapıldığında 90 gün olarak belirlenecek cezanın, anılan Kanun'un 52/2. maddeleri gereğince günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden paraya çevrildiğinde sonuç olarak 1.800 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, adli para cezasının 15 gün Türk lirası olarak belirlenmesi suretiyle infazda tereddüte neden olacak şekilde eksik ceza tayin olunmasında,
2-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmedilen adlî para cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca ertelenemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
3-Sanık hakkında tehdit suçundan verilen 5 ay kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmiş olmasına nazaran, 5237 sayılı Kanun'un 51/3. maddesi uyarınca ceza süresinden az olmayacak şekilde denetim süresi belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
I-Olay:
Kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 03/06/2009 tarihli kararıyla, adli para ve hapis cezaları verilerek cezalarının ertelendiği, yüze karşı verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi nedeniyle ihbarda bulunulması üzerine, aynen infaz kararı verilmeden önce her iki suç yönünden kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- Yaralama suçundan eksik ceza tayini ve koşulları oluşmamasına karşın erteleme kararı verilmesine,
b- Tehdit suçundan ise, ertelenen cezada denetim süresinin belirlenmemesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1- Yaralama suçundan eksik ceza tayin edilmesi,
5237 sayılı TCK'nın 61. maddesinin 8. fıkrasında, “Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu düzenlemeye göre adli para cezasının belirlenmesinde öncelikle, TCK’nın 61/9. maddesi de gözönünde bulundurularak gün üzerinden tespit yapılması, bu miktar üzerinden TCK'nın 61. maddesindeki sıralamaya göre artırım ve indirimlerin yapılması ve son olarak TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı belirlenen miktarın, gün üzerinden belirlenen rakamla çarpılması sonucu para cezasının hesaplanması gerekmektedir.
İncelenen dosyada; mahkemece TCK'nın 61/8 ve 61/9. maddelerindeki usule riayet edilmeksizin para cezasının belirlenmesi nedeniyle sanık hakkında eksik ceza verildiği görülmektedir.
2- Yaralama suçunda koşulları oluşmamasına karşın hükmedilen cezanın ertelenmesi;
5237 sayılı TCK'nın 51. maddesinde iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilenlerin cezasının ertelenebileceği, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olanlar bakımından bu sürenin üst sınırının üç yıl olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre 647 sayılı Kanun'un 6. maddesinden farklı olarak, TCK'nın 51. maddesi uyarınca ne şekilde hükmedilmiş olursa olsun, para cezalarının ertelenmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte, koşulları oluşmamasına karşın adli para cezasının ertelenmesine ilişkin bu karar, sanık aleyhine temyiz yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinden kazanılmış hakka konu oluşturacaktır.
Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.11.2006 tarih ve 2006/3-246, 261 sayılı kararında; “Olayımızda; yasa yararına bozmaya konu edilen hukuka aykırılık, mahkumiyet hükmünün esasına dahil olan bir hususla ilgilidir. Dolayısıyla, söz konusu hukuka aykırılığın 5271 sayılı Yasanın 309. maddesinin 4. fıkrasında sayılan dört halden birisi içerisinde mütalaa edilebilmesi mümkün değildir. Şu halde; 5271 sayılı Yasanın 309. maddesinin 4. fıkrasındaki kararlardan birisi verilemeyeceğine göre, Özel Dairece; hükmün, 5271 sayılı Yasanın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, “para cezalarının ertelenemeyeceği yönüyle aleyhe sonuç doğurmayacak biçimde bozulması” ile yetinilmesi, bunun yanında başka bir karar verilmemesi gerekirken, hükümde aleyhe sonuç doğuracak biçimde düzeltme yapılmış olması isabetli bulunmamıştır.” şeklinde açıklanmıştır.
3- Tehdit suçundan cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi belirlenmemesi,
5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinin 3. fıkrasında “Cezası ertelenen hükümlü hakkında, 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı mahkum olunan ceza süresinden az olamaz” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.05.2010 tarih ve 4/87-112 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; aleyhe değiştirme yasağı münhasıran “cezalar” ile ilgili olup; cezalar da 5237 sayılı TCK’nın 45. maddesinde; hapis ve adli para cezaları olarak sayıldığından, cezalar arasında sayılmayan güvenlik tedbirlerinin ve diğer müesseselerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle ertelemenin yasal sonucu olmasından ötürü zorunlu olarak hükmedilmesi gereken “denetim süresi”ne ilişkin hataların, infaz aşamasında ve 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca düzeltilmesi mümkün olduğundan, bu husus “aleyhe değiştirme yasağına” konu oluşturmayacaktır.
Ayrıca kanun yararına bozma yoluna başvurulması için hukuka aykırılığın başka bir yol ile giderilmesine imkan bulunmaması gereklidir. Hukuka aykırılığın olağan kanun yolları ile denetlenip giderilmesi imkanının bulunması durumunda kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacaktır.
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun “Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama” başlıklı 98. maddesinde; “Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun 101. maddesinde de duruşma yapılmaksızın verilecek bu kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da açıklandığı üzere, denetim süresinin mahkûmiyetin yasal sonucu olması ve kazanılmış hakka konu olmaması ayrıca yasa gereği uygulanması gereken asgari süre olan 1 yıllık denetim süresi dolmadan yeni bir suç işlenmesi nedeniyle, aynen infaz yönünden ihbarda bulunulmuş olması karşısında, sürenin belirlenmemiş olmasının sonuca etkili olmadığı değerlendirilerek, bu hususa yönelik talebin kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği itiraz yazısındaki düşünce yukarıdaki açıklamalara göre kısmen yerinde görüldüğünden,
1- Yaralama suçundan sanık ... hakkında, ... Sulh Ceza Mahkemesince verilen 03/06/2009 tarih ve 2008/138 esas, 2009/148 sayılı kararın, CMK'nın 309. maddesi uyarınca, (1 ve 2) nolu kanun yararına bozma istemleri yönünden aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA,
2- Karardaki (1) nolu hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle, dosyadaki belge ve bilgiler ile sanığın kişisel, sosyal ve ekonomik durumu da gözetilerek, sanığa yaralama suçundan TCK'nın 86/2 ve 29. maddeleriyle verilen 15 gün adli para cezasının, TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek sanığın, 300 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA,
3- Tehdit suçunda denetim süresi belirlenmemesine yönelik hukuka aykırılığın, infaz sırasında alınacak kararla giderilebilecek nitelikte bulunması karşısında, bu konuya ilişkin ( 3 ) nolu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
4- Kararın öbür yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.