Konut dokunulmazlığını ihlâl etme ve kendiliğinden hak alma suçlarından sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 193/2, 308/3, 59/2, 2253 sayılı Kanun’un 12/2 ve 647 sayılı Kanun'un 4. maddeleri uyarınca 675 Türk lirası ve 367 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi gereğince 3 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair, ...Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2007 tarihli ve 2007/57 esas, 2007/122 sayılı kararını müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemediğinden bahisle sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/10 ve 223/8. maddeleri uyarınca düşürülmesine ilişkin, aynı Mahkemenin 19/04/2013 tarihli ve 2013/107 esas, 2013/145 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2013 gün ve 363538 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/10. fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir " ve aynı maddenin 11. fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanık hakkında, ...Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2007 tarihli ve 2007/57 esas, 2007/122 sayılı ilamıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararla belirlenen 3 yıllık denetim süresi içinde, 04/02/2009 tarihinde sanığın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 231/10. maddesinin uygulanması için gerekli şartların mevcut olmadığı gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Konut dokunulmazlığını ihlâl etme ve kendiliğinden hak alma suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2007 tarihli kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, daha sonra sanığın 3 yıllık deneme süresi içerisinde suç işlemediği gerekçesiyle aynı mahkemenin 19.04.2013 tarihli kararıyla kamu davalarının düşürüldüğü, ancak ...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.07.2013 tarihli müzekkeresiyle ihbarda bulunulması üzerine, sanığın 04.02.2009 tarihinde kasıtlı bir suç işlemiş olması nedeniyle, koşulları oluşmadığı halde kamu davalarının düşürüldüğü anlaşıldığından, düşme kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Açıklanması geri bırakılan hükümle ilgili olarak deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olmasına karşın, koşulları oluşmadığı halde düşme kararı verilmesine dair hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında 11/05/2007 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, deneme süresi içerisinde suç işlenmediği gerekçesiyle 01.03.2013 tarihinde dosyanın yeniden ele alınarak duruşma açıldığı ve sanığın savunmasının alınmasının ardından düşme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, ...Ağır Ceza Mahkemesince dosyanın yeniden ele alınması üzerine açılan duruşma, müştekiler ... ve ...’a bildirilmediği gibi, 19/04/2013 tarihli düşme kararının kanun yoluna başvurma hakları bulunan bu kişilere tebliğ edilmediği görülmektedir.
Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan kararın müştekiler ... ve ...’a tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Dosyanın, kanunyolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile müştekiler ... ve ...’a bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy