MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Şantaj
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen şantaj eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ...'in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 08.12.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY: Sanığın, yakınlarının karıştığı bir hırsızlık olayı sonucu tutuklama yapılıp, soruşturmanın başlaması üzerine, katılanları telefonla arayarak, çalınan para ile kimliklerinin iadesi karşılığında şikayetten vazgeçmelerini istemekten ibaret eylemi mahkemece şantaj olarak kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de;
Şantaj suçunda, sanığın, mağdurdan yasaya aykırı bir işi yapmasını, mağdurun yapmakla yükümlü olduğu bir şeyi yapmamasını, ya da kendisine haksız bir kazanç sağlamasını isteyerek onun iradesini zorlaması gerekir. Mağdura bir kötülük yapılacağından, ya da sahip olduğu bir değere saldırı da bulunulacağından bahisle bir zorlama söz konusudur.
Somut olayımızda ise katılan tarafın iradesini zorlamaya yönelik bir tehditten veya bir zarar verileceğinden söz edilmemekte, şikayetten vazgeçmeleri durumunda zararın giderilip tazmin edileceği vaadinde bulunulmaktadır.
KARŞIOY: İddianameye konu olayın, müşteki ...'nın pazarda alış veriş sırasında yankesilik eylemi sonucu 1.600 TL para ve kendisi ile kızına ait nüfus cüzdanlarının çalınması olduğu ve bu nedenle savcılıkça dava açıldığı; yankesililik suçunun sanıklarının yakını (birinin babası) olan dosyanın sanığının, müştekileri, numarası belirlenmiş olan telefonla arayıp,...'ya "İzmit'ten arıyorum, 15 gün önce İzmit'te bir olay olmuş, bu olaydan ötürü kimlikleriniz bizde, bu kimlikleri geri verelim ve zararınız ne ise halledelim, siz de davanızdan vazgeçin" şeklinde sözler söylediği; bilahare diğer müşteki ...'e yine telefonla, olayı izah ederek yüz yüze görüşmek isteğini dile getirdiği, ancak işinin çıkması nedeniyle buluşamayıp tekrar telefonla arayıp, "kimlikler ve çalınan para ile ilgili olarak Bilecik'te avukatımız ile görüşün, şikayetinizi geri alın anlaşalım" şeklinde konuştuğu olayda; yankesicilik suçunun sanıklarının tutuklu olmaları gözetildiğinde, yankesicilik suçunun müştekilerinin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda anlaşma önerisinde bulunduğu, TCY'nın 168'nci maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükmü de gözetildiğinde, sanığın savunmasında müştekilerle ifadede belirtilen miktarda para istendiği olayda sanığın kastı TCY'nın 107'nci maddesindeki suçu işlemek olmayıp, yankesicilik suçundan tutuklu olan oğlu Mustafa ile diğer yakınlarının fiilleri nedeniyle müştekilerle anlaşmaya varılarak mağduriyetlerini gidermektir. Bu iş için Avukatıyla görüşme isteği de bunu doğrulamaktadır. Oğlu olan sanık ...'nın da bilgisi dahilinde olan müştekilerin mağduriyetlerini giderme isteği aslında sorun çözmeye yöneliktir.
TCY'nın 107'nci maddesindeki suçun, maddi ve manevi unsurları oluşmadığından, hükmün bozulması yerine, onanmasına ilişkin yüksek çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy