Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın beraatine dair ... Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 24.02.2010 tarih ve 2009/731 Esas 2010/115 Karar sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 10.02.2014 tarih ve 2012/37271 Esas 2014/3791 Karar sayılı kararıyla;
"2-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmünün de usul ve Kanuna uygun olduğu,
Anlaşıldığından katılan ... (...) vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA" karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2014 tarih ve 2010/277523 sayılı yazısı ile;
"Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar kişinin, korkusuzca, herhangi bir endişe duymadan, huzur ve güven içinde yaşamasını sağlamaktır.
Tehdit suçunun manevi ögesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur, genel kasıt altında işlenmesi yeterlidir.
Maddi olayda, sanık ... ile katılan ... ...’ın komşu oldukları, aynı binada farklı dairelerde oturan sanık ile katılan arasında geçimsizlik bulunduğu, suç tarihinden önce sanıkla katılan arasında meydana gelen başka olaylar sebebiyle sanığın birden fazla yargılandığı, bir kısım suçlardan mahkumiyetine karar verildiği, sanığın 03/03/2009 günü saat 16:00 sıralarında aralarında husumet bulunan katılana evin merdiveninde rastladığı, aralarındaki husumet nedeniyle eliyle katılanın kafasına vurmaya başladığı, saçından tutup kafasını duvara vurduğu, “seni öldürürüm, seni yaşatmayacağım” diyerek cinsel organına doğru tekme atarak katılanı basit tıbbi müdahale ile iyileşecek nitelikte yaraladığının mahkemece kabul edildiği,
Ancak, ...Sulh Ceza Mahkemesince sanık ... hakkında, sanığın olay sırasında katılana yönelik olarak sarf ettiği,”seni öldürürüm yaşatmam”şeklindeki sözlerini yaralama kastını ifade etmek maksadıyla söylediği, dolayısıyla tehdit suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek sanık hakkında beraat kararı verildiği, Yerel Mahkemece, hükmün gerekçeli kararında sanığın katılan ... ...'a yönelik "seni öldürürüm" şeklinde sözler söylediğinin kabul edildiği ancak sarf edilen sözlerin yaralama kastıyla söylendiği ileri sürülerek tehdit suçunun yasal ögelerinin oluşmadığı kabul edilmiştir. Ancak gerekçeli kararda sanığın katılana yönelik tehdit içeren sözlerin, ne şekilde yaralama kastıyla söylendiğine ilişkin, herhangi bir açıklamada bulunulmamıştır.
Sanık ...'nın aralarında husumet bulunan katılan ... ...'a evin merdiveninde rastladığı, aralarındaki husumet nedeniyle eliyle katılanın kafasına vurmaya başladığı, saçından tutup kafasını duvara vurduğu, “seni öldürürüm seni yaşatmayacağım” diyerek cinsel organına doğru tekme atmak şeklinde gerçekleşen eylemde, sanığın yaralama suçunu işlediği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Yüksek Dairece yaralama suçundan verilen onama kararında bir isabetsizlik görülmemektedir.
Ancak sanığın, aralarında bulunan anlaşmazlık ve açılan davalar nedeniyle katılana husumetinin bulunduğu ve sanığın eyleminin katılan sindirmek korkutmak ve caydırmak ve kendisine diklenmesini engellemek amacını taşıdığı, sanığın yaralama kastıyla tehdit ettiğinin kabul edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve sanığın TCK 106/3 maddesinde yazılı şekilde, tehdit amacıyla sindirme ve yıldırma amacıyla yaralama suçunu işlediği kabul edilmelidir.
Bu itibarla sanık hakkında ... Sulh Ceza Mahkemesinin 24/02/2010 tarih ve 2009/731 E- 2010/115 K sayılı ilamıyla tehdit suçundan verilen beraat kararı ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10/02/2014 gün ve 2012/37271 Esas, 2014/3791 Karar sayılı kararıyla onanmasına ilişkin karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre,
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10/02/2014 gün ve 2012/37271 Esas, 2014/3791 Karar sayılı kararıyla tehdit suçundan verilen onanma kararının KALDIRILMASINA,
3-... Sulh Ceza Mahkemesinin 24/02/2010 tarih ve 2009/731 E- 2010/115 K sayılı ilamıyla sanık hakkında, tehdit suçundan verilen beraat kararının katılan vekilinin temyiz itirazlarının yerinde görülerek tehdit amacıyla işlendiği kabul edilerek hükmün TCK'nın 106/3. maddesi kapsamında BOZULMASINA,
4-İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan, sanık ... hakkında verilen beraat kararının onanmasına dair, Dairemizin 10/02/2014 tarihli kararına ilişkin olup, yaralama suçundan kurulan hüküm inceleme dışı bırakılmıştır.
III- KARAR
Dosyanın incelenmesinde, sanık ... ile katılan ... ...’ın aynı binada komşu oldukları, suç tarihinden önce de aralarında meydana gelen başkaca olaylar nedeniyle sanığın yargılandığı, bir kısım suçlardan beraatine, yine bir başka yaralama suçundan da mahkumiyetine karar verildiği, bu nedenle aralarında geçimsizlik bulunduğu, olay günü de mahkemece de kabul edildiği üzere, sanığın katılana apartmanın merdiveninde rastladığı, aralarındaki husumet nedeniyle katılanın kafasına vurmaya başladığı, saçından tutup kafasını duvara vurduğu, “seni öldürürüm” diyerek cinsel organına doğru tekme atarak katılanı basit tıbbi müdahale ile iyileşecek nitelikte yaraladığının anlaşıldığı, özel bir maddi içtima kuralı olarak düzenlenen TCK'nın 106/3 maddesi uyarınca iki ayrı eylem ve suçtan söz edilebilmesi için yaralama fiilinin tehdit amacıyla işlenmesinin zorunlu bulunması karşısında, yaralama eyleminin tehdit amacıyla işlendiğine ilişkin delil bulunmaması ve sanığın yaralama kastını açıklamaya yönelik olarak söylediği sözlerin ayrıca tehdit suçunu oluşturmayacağı gözetilerek,
Dairemizin 10.02.2014 tarih ve 2012/37271 Esas 2014/3791 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy