Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair Torbalı 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 07.12.2011 tarih ve 2011/1084 Esas 2011/1720 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 27.03.2014 tarih ve 2013/34405 Esas 2014/9725 Karar sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, katılanı birçok kez aradığını kabul ederek evlilikle ilgili konuştuklarını savunması, HTS kayıtlarından da konuşmaların uzun süreli olduğu ve şikayet tarihinden sonra da konuşmaların devam ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın "sırf huzur ve sükunu bozma" özel kastıyla hareket edip etmediği açıklanmadan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA" karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/04/2014 tarih ve 2012/68579 sayılı yazısı ile;
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranıştı bulunması bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi gerekmektedir. İki defa yapılmasının suçun oluşması için yeterli olduğu ancak ikiden fazla yapılmasının zincirleme suç hükümleri kapsamında bulunmayıp tek suçu oluşturduğu,
Kişilerin huzur ve sükununun bozma suçu tehlike suçu olup mağdurun huzur ve sükununun bozulmasının yada mağdurun psikolojisinin etkilenmesinin bir önemi bulunmamaktadır.
Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu genel ve tamamlayıcı nitelikte bir suçtur. Bu suçun oluşabilmesi için, gerçekleştirilmesi gereken icrai hareketler bir başka suçu oluşturduğu takdirde, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun gerçekleşmeyeceği görüşü (yorumlu ve uygulamalı Türk Ceza Kanunun Osman Yaşar sayfa 3871 ) ileri sürülmektedir.
Maddi olayda, sanık ...'ın kullanmakta olduğu 05332850322 numaralı telefon hattından, katılanın kullandığı 05398529621 numaralı telefon hattını ısrarla ve sürekli arayarak onu rahatsız ettiği, kendisinin evlenme teklifini geri çeviren katılanı huzursuz etmek ve istediklerini yapma konusunda zorlamaya yönelik eylemlerde bulunduğu, kanaatimizce, failin tek hareketiyle birden fazla neticenin meydana gelmesi durumunda eylem tek kasıt altında işlenmişse TCK'nın 44. maddesi kapsamında en ağır olan eylemden sorumlu tutulması, eğer sanığın kastı her iki suça yönelik ise tek eylemde olsa artık fikri içtimadan söz edilemeyeceği ve her iki suçun ayrı ayrı işlendiğinin kabulü gerekeceği kuşkusuzdur.
Sanığın evlilik teklifin katılanın reddedilmesi üzerine gerçekleştirdiği eylemlerde, hem huzursuz etmek hem de hakaret kastıyla hareket ettiği; sanığın icrai hareketleri tek eylem gibi kabul edilse bile sanığın ayrı ayrı kasıtla, birden fazla neticenin meydana gelmesini istediğinin kabulü gerekir
Sanık hakkında gerçek içtima hükümleri çerçevesinde, her iki suçun ayrı ayrı oluşabileceğinin kabulü gerekmektedir. Yüksek Mahkemece yalnızca kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna yönelik yapılan temyiz incelemesinde, sırf "huzur ve sükunu bozma" özel kasıtla hareket edip etmediğinin aranması hukuken doğru değildir. Kastının birden fazla suç işlemeye yönelik olduğu dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır.
Bu itibarla sanık ... hakkında sanığın, katılanı birçok kez aradığını kabul ederek evlilikle ilgili konuştuklarını savunması, HTS kayıtlarından da konuşmaların uzun süreli olduğu ve şikayet tarihinden sonra da konuşmaların devam ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın "sırf huzur ve sükunu bozma" özel kastıyla hareket edip etmediği açıklanmadan mahkumiyet kararı verilmesi, usul ve yasaya aykırı görüldüğünden hükmün bozulmasına ilişkin, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27/03/2014 gün ve 2013/34405 Esas, 2014/9725 Karar sayılı kararının hukuka aykırı nitelikte olduğu nedenle kaldırılarak Torbalı Sulh Ceza Mahkemesinin 07/12/2011 tarih ve 2011/1084 Esas ve 2011/1720 sayılı ilamıyla verilen kararın onanması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre,
1-İtirazımızın KABULÜNE,
2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27/03/2014 gün ve 2013/34405 Esas, 2014/9725 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3-Torbalı Sulh Ceza Mahkemesinin 07/12/2011 tarih ve 2011/1084 Esas ve 2011/1720 sayılı ilamıyla verilen kararın ONANMASINA,
4-İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 27/03/2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Sanıkla katılanın uzun süre arkadaşlık yaptıkları ve aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle ayrıldıkları sabitse de, sanığın katılana suç tarihinden önce gönderdiği hakaret ve tehdit içeren mesajlar nedeniyle yargılanıp ceza aldığı göz önünde bulundurulduğunda, sanığın katılanı defalarca arayıp mesaj göndermesi eyleminde, sanıkta, TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen suçun unsuru olan mağdurun huzur ve sükununu bozma özel kastının bulunduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle,
6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 27.03.2014 tarih ve 2013/34405 Esas 2014/9725 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Torbalı 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 07/12/2011 tarih ve 2011/1084 Esas, 2011/1720 Karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ...'ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğname ve itiraz yazısına uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 06/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy