Tehdit suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.490 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 20/06/2012 tarihli ve 2010/428 esas, 2012/470 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/05/2014 gün ve 149344 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre,... Barosunda kayıtlı avukat olan şüphelinin, alacaklı vekili sıfatıyla,... İcra Müdürlüğünün 2009/3314 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü takip sırasında, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe ilişkin ödeme emri çıkartmayan müşteki İcra müdürüne hitaben "Sen kimsin, sen kendini ne zannediyorsun, kafana göre hareket edemezsin, seni görevinden aldırtırım. Adalet Bakanlığının tüm müfettişlerini buraya yığarım, sen olayın farkında değilsin" şeklinde sair tehditte bulunduğu, iddia edilen eyleminin görevi sırasında gerçekleştiği ve hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58/1. maddesi uyarınca soruşturma izni alınmasının soruşturma koşulu olduğu gözetilmeden, anılan Kanun'un 58 ve 59. maddesine aykırı olarak düzenlenen iddianame uyarınca yargılama yapılarak esası hakkında karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Sanık ...'ın, ... İcra Müdürlüğünde alacaklı vekili sıfatıyla takip ettiği bir dosya ile ilgili olarak, kambiyo senetlerine özgü icra takibi yapılması talebinin reddedilmesi üzerine, icra müdürü olan müşteki ... ile tartıştığı, tartışma sırasında müştekiye hakaret ve tehdit ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunulması üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma izni alınmaksızın, 25.06.2010 tarihli iddianameyle hakkında hakaret ve tehdit suçlarından ... Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda aynı Mahkemenin 20.06.2012 tarihli kararı ile, sanığın tehdit suçundan 2.490,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20.12.2012 tarihli kararı ile, temyiz isteminin miktar itibariyle reddine dair kararın onanmasına karar verildiği, kesinleşen bu karara karşı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunundaki izin prosedürün yerine getirilmediği gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Avukat olan sanık hakkında, icra işlemleri sırasında işlediği iddia olunan tehdit suçuna yönelik soruşturma ve kovuşturmanın, genel hükümlere göre mi yoksa, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. ve 59. maddeleri uyarınca, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine mi yürütüleceğine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesinde; “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır.” Aynı Kanun’un 59. maddesinde ise; “ 58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir……..Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır.(Ek cümle: 02/05/2001 - 4667/38. md.) Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada; sanık avukatın vekilliğini yaptığı şirketin alacağını tahsil amacıyla icra müdürlüğünde gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili, icra müdürüyle tartışması ve akabinde onu tehdit ettiğine ilişkin iddianın, sanığın avukatlık görevi sırasında olduğu, avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma ve kovuşturmanın, Adalet Bakanlığı’nın vereceği izin üzerine yürütülmesi gerektiği, sanık avukat hakkında soruşturma ve kovuşturma izni alınmamış olması nedeniyle, mahkemece CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerekirken, genel hükümler çerçevesinde kovuşturma yapılarak, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanık ... hakkında, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 20/06/2012 tarihli ve 2010/428 esas, 2012/470 sayılı kararının, CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Dava koşulu olan Adalet Bakanlığı izni alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesine, 05/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.