MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre önceki hükümde suçta kullanılan silah hakkında müsadere kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, bu konuda yeniden kurulan hükmün hukuken geçersiz olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 10/12/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık hakkında ilk hükümde TCY'nın 106/2-a ve 62. maddeleri uygulanarak iki ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmolunduğu ve TCY'nın 51'nci maddesi gereğince ayrı ayrı erteleme kararı verildiği ve bu kararın sadece sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; dairemiz ise, tek fiille iki ayrı mağdurun tehdit edilmesi nedeniyle iki ayrı ceza değil, TCY'nın 106/2-a maddesinden verilecek cezanın TCY'nın 43/2'nci maddesi gereğince artırılarak hükmolunması gerektiği düşüncesiyle bozma kararı vermiştir.
Esas mahkemesi bozma üzerine, sanık hakkında TCY'nın 106/2, 43'ncü maddenin 2'nci fıkrasının yollamasıyla 43/1 ve 62'nci maddelerini uygulayarak, sonuç olarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmetmiştir.
Sorun, ilk hükümde verilen iki ayrı hapis cezasının ertelenmesi ve aleyhe temyiz davası olmaması nedeniyle, ikinci hükümde ceza miktarı da dikkate alınarak ertelemeye karar verilmesinin mümkün olup olmadığıdır.
Temyiz bir davadır. İlk hüküm sadece sanık lehine temyiz edildiğine göre, kural olarak 1412 sayılı CYY'nın 326/son maddesi gereğince, lehe temyiz üzerine, “yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır olamaz”.
Ertelenmiş cezanın, yasada belirtilen süre içerisinde yeni bir suç işlenmemesi veya yükümlülüklere uygun davranılması halinde fiilen cezanın infazı yapılamayacağı gibi; yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere uygun davranılmaması halinde ise, TCY'nın 51/7'nci maddesi gereğince “ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine” karar verilecektir. Bu düzenlemeler göstermektedir ki, ertelenmiş ceza, aleyhe temyiz olmadığından, aleyhe bozma yasağı kapsamındadır. Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.
Ancak, 2 yıl 1 ay hapis cezası erteleme dışında kaldığından ertelenemez denilebilir. Kuşkusuz bu husus doğru. Zira TCY'nın 51/1'nci maddesinde 2 yıldan fazla hapis cezası ertelenemez. Ancak, incelediğimiz dosyada, ilk hükmün sanık lehine temyiz edilmesi nedeniyle erteleme konusunda aleyhe bozma yasağı söz konusu olacaktır. Eğer ilk hükümde, farklı filler söz konusu olsaydı veya iki hükümden biri için erteleme verilmiş, diğeri için erteleme kararı verilmemiş olsaydı, farklı düşünülebilirdi.
Diğer yandan, sanık hakkında ilk hükümde ertelenmemesi gereken bir ceza ertelenmiş olsaydı ve aleyhe temyiz de bulunmasaydı, temyiz incelemesinde yasaya aykırılığa işaretle yetinilecekti. Dolayısıyla, yasaya açıkça aykırı olarak verilen erteleme kararı, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince, sırf bu nedenle bozulamayacaktı.
Esas mahkemesinin, farklı nitelemesi nedeniyle aynı fiilden iki ayrı cezaya hükmetmesi ve her iki cezayı ertelemesi olayında, bozma sonrası hükmolunan cezanın miktarına göre ertelenemeyeceği halde ertelemenin savunulması hukuken rahatsız etse de, aleyhe bozma yasağı ilkesi karşısında, son cezanın da ertelenmesinin kabul edilmesi gerekir. Çünkü, sanıktan kaynaklanan bir kast veya kusur söz konusu olmadığından bu husus kazanılmış hak oluşturmaktadır.
Sonuç 2 yıl 1 ay hapis cezasının ertelenmesinin mümkün olmamasını bu açıklamalar ışığında değerlendirerek, 1412 sayılı CYY'nın 326/son maddesi gereğince, aleyhe bozma yasağı/kazanılmış hak dikkate alınarak, ertelemenin uygulanmasının sağlanması amacıyla, esas mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle yüksek çoğunluğun onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
KARŞI OY:
Sanığın ayrı ayrı hükümlendirilen silahla tehdit eylemlerinin, aynı fille birden fazla kişiye karşı işlendiği düşüncesiyle Dairemizce verilen bozma kararında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra TCK'nın 106/2-a maddesi uyarınca verilen iki mahkumiyet kararı yerine 106/2-a ve 43. maddesi uygulanmak suretiyle sanık hakkında 2 yıl 1 ay hapse hükmedilmiş, ancak sonuç ceza erteleme kapsamı dışında kaldığından TCK'nın 51. maddesi bozma öncesinde uygulandığı halde, sonrasında uygulanmamıştır.
Sanık, örneğin 2 yıl hapis cezası alsa ve cezası ertelense, temyiz incelemesi sonucundaki bozma kararı nedeniyle TCK'nın 43. maddesi uygulamasıyla ceza 2 yıl 6 aya çıkarılsa, karşı temyiz yoksa CMUK'nm 326/son maddesi gereğince sonuç ceza 2 yıla indirilecek ve ertelenebilecektir.
1412 sayılı CMUK’nm 326/son maddesinde “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz. » ifadelerine yer verilmiş, aleyhe bozma yasağının yalnızca hükmolunan cezaya ilişkin olacağı belirtilmiş ise de; cezanın ertelenmesinin sanığın lehine olduğu ve cezası ertelenmiş bir sanık hakkında aleyhe temyiz yoksa, erteleme yapılmaması gerektiğine ilişkin bir Yargıtay kararı bulunmadığı ve bunun yerleşik uygulama olduğu bilinmektedir.
Bu nedenle sanığa bozma öncesi iki ayrı ceza verildiği cezaların ayrı ayrı ertelendiği, bozma sonrasındaki kararda ve zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı ve sonuç cezanın erteleme kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle sanık lehine temyizden, sanık aleyhine hapsin cezaevinde infazını gerektirecek bir sonuç çıkarılamayacağı düşüncesinde olduğumdan, sonuç cezanın 2 yıla indirilerek sanık lehine erteleme kararı verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun onama kararma katılmıyorum.