Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ... Sulh Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2010 tarih ve 2009/1049 esas, 2010/226 karar sayılı hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 21/01/2013 gün ve 2012/19782 esas, 2013/939 sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca sanık ...'ın tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/06/2014 gün ve 2013/218136 sayılı yazısı ile;
“İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık;
Sanık ...'ın, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddelerinin uygulanması suretiyle 1.500.00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının, aynı Kanun'un 58.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair kararın, temyiz yeteneğinin, mevcut olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Hükmün temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı karar tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere göre tespit edilmektedir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8.maddesinin 1. fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305. maddesinde, ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyiz yasa yoluna tabi olduğu belirtilmiştir.
Temyiz yasa yoluna tabi bulunan hükümler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 223. maddesinde, beraat, ceza verilmesine yer olmadığına, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi ile adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı olarak belirtilmiştir.
Hüküm olarak kabul edilen "güvenlik tedbirleri" de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ikinci bölümünde 53 ila 60. maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır. Buna göre; belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (madde:53), eşya müsaderesi (madde:54), kazanç müsaderesi (madde:55), çocuklara özgü güvenlik tedbirleri (madde:56), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri (madde:57), suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlar (madde:58), sınır dışı edilme (madde:59), tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri (madde:60) mevzuatımızda güvenlik tedbiri olarak gösterilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15/07/2008 gün ve 174-191 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bir suç nedeniyle verilen karar içerisindeki cezalardan her biri ayrı bir hükmü oluşturmayıp, bu cezaların tamamı tek bir hükmü meydana getirmektedir. Bu nedenle, hükmün içerisinde birden fazla cezanın bulunması halinde sonuç itibariyle temyize tabi olmayan bir cezanın güvenlik tedbiri ile birlikte hükmedilmesi halinde temyizi olanaklı hale gelmektedir.
Gene Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/11/2010 gün ve 2010/237-242 sayılı kararında da, kesin nitelikteki adli para cezasının yanında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesinin uygulanması halinde, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesiyle güvenlik tedbirine hükmedildiğinden, kararın temyiz yeteneğinin mevcut olduğu kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalara göre, somut olaya bakıldığında; sanık ...'ın, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 123/1, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500.00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli sicil kaydındaki hükümlülüğü nedeniyle aynı Kanun'un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesine ilişkin hükmün, karar tarihi itibariyle kesin nitelikte bulunan adli para cezasının yanında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6. maddesinin uygulanması nedeniyle temyiz yeteneği mevcuttur.
Bu nedenle, Özel Dairece, hükmün temyiz yeteneği bulunduğu gözetilerek, temyize yetkisi bulan sanığın, yasal süre içerisinde yaptığı temyiz istemi nedeniyle dosyanın esastan incelenmesi yerine, yazılı şekilde kararın kesin nitelikte bulunduğundan bahisle temyizinin mümkün olmadığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç ve istem:
Yukarıda açıklanan nedenle:
Dairenizin, 21/01/2013 gün ve 2012/19782 esas, 2013/939 sayılı sanığın temyiz isteminin reddine dair kararının kaldırılması,
Özel Dairece, sanığın yasal süresi içerisinde yaptığı temyiz istemi nedeniyle dosyanın esastan incelenmesi,
İtirazın Dairece yerinde görülmemesi halinde ise, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin, miktar itibariyle reddine dair, Dairemizin 21.01.2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2005 gün ve 140/143 sayılı kararında da belirtildiği üzere, gerek bir mahkumiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirlerinin, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandırdığı anlaşıldığından,
Dairemizce verilen 21/01/2013 gün ve 2012/19782 esas, 2013/939 karar sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
... Sulh Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2010 tarih ve 2009/1049 esas, 2010/226 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, sonuç ceza olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 01.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy