Esas No: 2014/31233
Karar No: 2014/32959
Tebliğname No: KD - 2014/198646
Tehdit, yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanık Y.. G.. hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16/12/2009 tarih ve 2008/815 esas, 2009/1616 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 22/10/2013 gün ve 2012/7479 esas, 2013/26102 karar sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit, yaralama ve yasak silah taşıma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık Y.. G.. müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA" karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/06/2014 gün ve 2014/198646 sayılı yazısı ile;
"Mahkeme, sanık hakkında, Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2005 tarih ve 2005/404-738 E-K sayılı (Mahkeme karar sayısını sehven 792 olarak yazmış) ve 07/02//2006 tarihinde kesinleşen ve 25/11/2006 yılında infazı yapılan ilamını tekerrüre esas almıştır. Bu bağlamda TCK 86/2. maddesinden hüküm kurarken sanığın sabıkasından dolayı hapis cezasını tercih etmiştir.
Tekerrüre esas alınan karar, 4926 sayılı Kaçakçılık Kanuna (mülga) göre verilmiş bir karar olup sonuç ceza tazmini nitelikte adli para cezasıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesince, yerel mahkeme kararındaki sanığın sabıkasındaki ilamların tazmini nitelikte adli para cezası olması nedeniyle tekerrür hükümlerin uygulanamayacağının gözetilmemesi nedeniyle BOZULMASINA karar verilmesi gerekiyordu.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile,
1-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/10/2013 tarih ve 2012/7479 esas, 2013/26102 kararının KALDIRILMASI,
2-Tehdit ve 6136 sayıl Kanuna aykırılık suçları yönünden, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/12/2009 tarihli ve 2009/1616 sayılı kararındaki aykırılık yeniden duruşma yapılmasını gerektirmez nitelikte bir yanılgı olduğundan, tekerrürle ilgili bölümünün hükümden çıkarılarak DÜZELTİLMEK suretiyle ONANMASINA,
3-Kasten yaralama suçu yönünden ise, Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/12/2009 tarihli ve 2009/1616 sayılı kararının ise BOZULMASINA,
Karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit, yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından, sanık Y.. G.. hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 22/10/2013 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 22/10/2013 tarih ve 2012/7479 esas, 2013/26102 karar sayılı sanık Y.. G.. hakkındaki tehdit, yaralama ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarına yönelik onama kararının KALDIRILMASINA,
Ankara 12. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16/12/2009 tarih ve 2008/815 esas, 2009/1616 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
1- Sanığa yükletilen tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak,
Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.10.2005 tarih ve 2005/404 Esas, 2005/738 Karar sayılı ilamının tazmini nitelikte adli para cezası olması nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık Y.. G.. müdafiinin temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; itiraz yazısına uygun olarak, “mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin bölümlerin karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümlerin bu bağlamda ONANMASINA,
2- Yaralama suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.10.2005 tarih ve 2005/404 Esas, 2005/738 Karar sayılı ilamının, tazmini nitelikte adli para cezası içerdiği ve tekerrür koşulları oluşmadığı halde, sanığın, “mükerrir” olduğu gerekçesiyle seçenek yaptırımlardan hapis cezasının tercih edilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık Y.. G.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy