Tehdit suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ... 2.Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28/09/2011 tarih ve 2010/247 esas, 2011/463 karar sayılı hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 28/05/2014 gün ve 2013/32724 esas, 2014/19031 karar sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Suça sürüklenen çocuğun, tehdit eylemini diğer sanık ... ile birlikte gerçekleştirmesi karşısında, mahkemece suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 106/2-c maddesi yerine 106/1-1 cümlesi uygulanmış ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2014 gün ve 2012/23826 sayılı yazısı ile;
“İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; Suç tarihinde onsekiz yaşını bitirmemiş suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit suçundan tayin olunan adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine karar verilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusuna ilişkin yasal düzenlemeye bakıldığında;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanun’un “Adli para cezasının infazı” başlıklı 106.maddesinin 4.fıkrası; “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu ceza hapse çevrilmez. Bu takdirde on birinci fıkra hükmü uygulanır.”
Aynı maddenin 11.fıkrası ise,“İnfaz edilen hapsin süresi, adli para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adli para cezasının tahsili için ilam, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adli para cezası tahsil edilir.” hükümlerini içermektedir.5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, çocuk, daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemelere göre, on sekiz yaşını bitirmemiş suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan adli para cezasının, ödenmemesi halinde hapse çevrilmesine imkan bulunmamaktadır.
İncelemeye konu dosyaya bakıldığında, Suça Sürüklenen Çocuk ..., nüfus kayıt örneğine göre 17/12/1992 doğumlu olup, suçun işlendiği 08/04/2010 tarihinde on sekiz yaşını bitirmemiş olduğundan, çocuktur. Bu nedenle, 5275 sayılı Kanun’un 106.maddesinin 4.fıkrası hükmüne aykırı olarak, suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit suçundan TCK'nun 106/1-1,31/3,62,50/1-a,52 maddeleri uyarınca tayin olunan 2.400 TL, Adli Para Cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtarına dair yerel Mahkeme kararı yasaya aykırıdır.
Özel Dairenin, suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit suçlarından kurulan hükmün, çocuk hakkındaki adli para cezasının, ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi nedeniyle bozulmasına, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek onanmasına karar vermesi yerine yazılı şekilde onama kararı vermesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenle;
1-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 28.05.2014 gün ve 2013/32724 Esas, 2014/19031 Karar sayılı “onama” kararının kaldırılması,
2-... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2011 gün ve 2010/247 Esas, 2011/463 Karar sayılı kararının “Suçu işlediği tarihte 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4. madde ve fıkrasına aykırı olarak,tehdit suçundan kurulan hükmün "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine" şeklinde karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından tehdit suçundan kurulan “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” ilişkin bölümlerin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi,
4-İtirazın, Dairece yerinde görülmemesi halinde ise de, dosyanın, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan, suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 28/05/2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 28.05.2014 tarih ve 2013/32724 esas, 2014/19031 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 28/09/2011 tarih ve 2010/247 esas, 2011/463 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuğa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Suça sürüklenen çocuğun, tehdit eylemini diğer sanık ... ile birlikte gerçekleştirmesi karşısında, mahkemece suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 106/2-c maddesi yerine 106/1-1 cümlesi uygulanmış ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 106/4. madde ve fıkrasında "Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında, ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, "ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğine ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 10.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.