Tebliğname No : 4 - 2012/177131
MAHKEMESİ : Sungurlu(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/04/2012
NUMARASI : 2009/109 (E) ve 2012/182 (K)
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, kişilerin huzur ve sükununu bozma
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, katılan N.. K..'na hakaret eylemi yönünden zamanaşımı süresince hüküm kurulabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;
A-Sanığa yükletilen katılan O.. K..'na yönelik tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya ilişkin uygulamanın dayanaksız kalması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık H.. Ö..'in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, hükümden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdan “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibareleri çıkartılarak DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükmün, bu bağlamda ONANMASINA,
B-Diğer hükümlere yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık hakkında katılan H.. K..'na yönelik tehdit suçundan TCK'nın 106/1. maddesinin 2. cümlesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı maddenin 1. cümlesi gereğince hüküm kurulmak suretiyle, CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanığın savunmasında, aynı suç nedeniyle yargılanıp ceza aldığını beyan etmesi karşısında, sanık hakkında katılan H.. K..'na yönelik hakaret, tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarına ilişkin Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 17.12.2009 tarih 2009/6 esas ve 2009/1446 karar sayılı ilama ait dosya getirtilip incelenerek, eylemlerin aynı olup olmadığı saptanıp sonucuna göre hüküm kurulması yerine eksik kovuşturma ile karar verilmesi,
3-Sanığın, katılan A.. K..'na hakaret suçundan kurulan hükümde TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasını gerektiren eylemlerin neler olduğu açıklanıp tartışılmadan, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
4-a)TCK'nın 123. maddesinde düzenlenen suçun oluşması için eylemin sırf rahatsız etme kastıyla gerçekleşmesinin gerektiği, sanığın birden fazla kişiye göndermiş olduğu birden fazla benzer nitelikteki mektuplarda, ayrılmış olduğu müşteki Gülşah Kadakoğlu ile barışmak ve beraberliği sürdürmek düşüncesiyle yüklediği olguların üç kişiyle ihtilat edecek biçimde mektup göndererek gerçekleştirdiği ve eylemlerin bütünüyle müşteki Gülşah’a gıyapta hakaret suçunu oluşturabileceği gözetilmeden, vasıflandırmada hataya düşülerek, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hükümler kurulması,
b)Kabule göre de; sanığın, birden fazla kez telefonla aramak ve mektup göndermek suretiyle müştekilerin huzur ve sükununu bozma eylemlerinin birden fazla ve ısrarla gerçekleştirilmesinin suçun unsuru olduğu düşünülmeden, TCK'nın 43/1. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,
5-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk nedeniyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya ilişkin uygulamanın dayanaksız kalması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık H.. Ö..'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy