Yaralama ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda yaralama suçundan beraatine, hakaret suçundan mahkumiyetine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.06.2011 tarih ve 2011/10 esas, 2011/46 karar sayılı hükmün sanık ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 10/10/2013 gün ve 2013/19061 esas, 2013/25557 karar sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Katılanın aşamalarda ısrarla sanığın kendisini yaraladığını belirtmesi, sanığın kollukta, talimat duruşması ve asıl mahkemedeki sorgusunda katılanı iterek yere düşürdüğünü ikrar etmesi karşısında, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında yaralama suçundan beraat kararı verilmesi,
2-Hakaret suçundan kurulan hükmünde sanığın cezasından TCK'nın 129. maddesi uyarınca indirim yapılırken yanlış hesaplama sonucu hapis cezasının 2 ay 10 gün yerine 1 ay 5 gün ve sonuç cezanın 1.160 TL yerine, 580 TL adli para cezası olarak belirlenmesi,
3-Seçimlik cezalardan tercih edilen hapis cezasının, TCK'nın 50/2. maddesi hükmü uyarınca tekrar adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeyerek, para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi hükümlerinin değerlendirilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/01/2014 gün ve 2011/273137 sayılı yazısı ile;
“Yüksek Daire'nin hakaret suçuna ilişkin bozması yerinde değildir. Zira yerel mahkeme hakaret suçuna ilişkin hükmünü "Sanık ...’in sübut bulan katılan sanık ...’a yönelik hakaret eylemine uyan 5237 sayılı TCK.nın 125/1 maddesi gereğince suçu işleyiş şekli, sanığın amaç ve saiki göz önünde bulundurularak ve sanığın tekerrüre esas ilamı bulunduğu anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nın 58/3. maddesi uyarınca hapis cezasından başlanmak sureti ile 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini aleni sayılan ortamda gerçekleştirmesi nedeniyle cezasının 5237 Sayılı TCK.nın 125/4 maddesi gereğince 1/6 oranında artırımı ile sanığın 3 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eylemini katılan sanık ...’den kaynaklanan haksız fiilin etkisi altında işlediği anlaşılmakla sanığın cezası 5237 sayılı TCK’nın 129/1, maddesi uyarınca 1/3’üne indirilerek sanığın 1 AY 5 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sosyal ilişkileri, duruşmadaki hal ve hareketleri, verilecek cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı TCK.nın 62 maddesi gereğince 1/6 oranında indirimi ile 29 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim nedeni uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen 29 gün hapis cezasının 5237 sayılı TCK.50/1-a maddesi uyarınca sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak 29 birim gün üzerinden günlüğü takdiren 20,00 TL paraya çevrilerek sanığın 580,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," şeklinde kurmuştur. Bu duruma göre yerel mahkemenin kararının doğru olduğu herhangi bir hesap hatasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü yerel mahkeme cezadan indirim yaparken sanığın cezası "TCK’nın 129/1, maddesi uyarınca 1/3’üne indirilerek sanığın 1 AY 5 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," biçimindedir burada cezadan 1/3 indirim yapılmamış aksine belirlenen ceza kanundaki düzenlemeye uygun olarak 1/3'üne indirilmiştir. Bu açıklamaya göre yerel mahkemenin hakaret suçuna ilişkin olarak kurduğu hükümde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından bu suçtan kurulan hükmün onanması gerektiğinden itiraz edilmesi yoluna gidilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İtirazımızın KABULÜNE,
2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10/10/2013 gün ve 2013/19061 Esas, 2013/25557 Karar sayılı hakaret suçuna ilişkin BOZMA ilamının KALDIRILMASINA,
3- ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan 01.06.2011 tarih, 2011/10 Esas, 2011/46 Karar sayılı hükmünün, yukarıda belirtilen düşünceye göre ONANMASINA,
4-Yüksek Daireniz aksi kanatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK'nın 308/3. Maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine,
Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, hakaret suçundan, sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 10/10/2013 tarihli kararına ilişkin olup, yaralama suçuna ilişkin olarak kurulan bozma hükmü inceleme dışı bırakılmış ve bu suça ilişkin bozma hükmü aynen korunmuştur.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri, TCK'nın 129/1 maddesinde düzenlenen “...verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi...” ifadesinden, indirimin en çok 2/3 olmak üzere bu miktardan daha az oranlarda da olabileceğinin anlaşılması ve mahkeme tarafından da bu hükme uygun olarak 2/3 oranında indirim yapılması nedeniyle yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 10/10/2013 gün ve 2013/19061 esas, 2013/25557 karar sayılı bozma kararının hakaret suçu yönünden KALDIRILMASINA,
... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.06.2011 tarih ve 2011/10 esas, 2011/46 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanığa yükletilen ve seçimlik ceza içeren hakaret suçunda temel ceza olarak hapis cezasına hükmolunduktan sonra bu cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeyerek TCK'nın 50/2 ve 58/3. maddelerine aykırı davranılmış ise de karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından sanık ...'in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye ve itiraz yazısına uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, itiraza konu edilmeyen, yaralama suçundan kurulan 10.10.2013 tarihli bozma kararının aynen muhafazasına, 25/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy