Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, mahkumiyetine dair ... 3. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2011 tarih, 2010/1816 esas, 2011/709 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 20/11/2013 tarih ve 2012/12992 esas, 2013/29034 karar sayılı kararıyla;
"Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen hakaret ve tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ...'in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye kısmen uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA," karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/01/2014 tarih ve 2011/335438 sayılı yazısı ile;
"5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 5. fıkrasında "Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir." aynı Kanun'un 58. maddesinin 6. fıkrasında "Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." 7. fıkrasında "Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir." 8. fıkrasında ise "Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır." hükümleri yer almaktadır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin, yalnızca hapis cezalarına ilişkin olduğu ve aynı Yasanın adli para cezalarının infaz yöntemini gösteren 106. maddesinde de mükerrirlikle ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir.
Belirtilen yasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece sanık ... Şefik Karaer hakkında tehdit ve hakaret suçlarından hükmolunan cezanın para cezasına ilişkin olması nedeniyle sanık hakkında TCK 58/6 maddesinde yazılı mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden tekerrür hükmü uygulanması hukuka aykırı olduğu,
Sanık ... hakkında hakaret suçundan hükmolunan doğrudan para cezasının miktarı göz önüne alındığında 21.07.2004 tarih ve 25529 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5219 Sayılı Yasanın 3/B maddesi ile değiştirilen 1412 Sayılı CMK'nın 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 305/1. maddesine göre iki bin liraya kadar olan mahkumiyet hükümleri kesin nitelikte olduğu için temyiz kabiliyeti bulunmadığından sanığın bu suça yönelik temyiz isteminin CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanık hakkında Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/11/2013 gün ve 2012/12992 Esas, 2013/29034 Karar sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğu ve bu nedenle söz konu Yüksek Dairenin kararına itiraz etmek gerekmektedir.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan gerekçeler ve tüm dosya kapsamından Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/11/2013 gün ve 2012/12992 Esas, 2013/29034 Karar sayılı kararıyla hükmün onanmasına ilişkin kararın kaldırılarak,
1- ... 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/03/2011 gün ve 2010/1816 E. 2011/709 K.sayılı ilamıyla hakaret suçundan TCK 125/1-4, 62 maddesince verilen doğrudan para cezasının 5320 sayılı yasanın 8/1 ve 1412 sayılı C.Y.Yasasının 305/1 maddesince kesin nitelikte olduğu ve C.Y.Yasasının 317. maddesince reddine karar verilmesi ,
2- ... 3 Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 125/1-4, 62/2, 52/2-4, 106/1-1. cümle, 62/2, 50/1-a, 52/4. maddeleri uyarınca; Hakaretten 1740 TL adli para cezası, tehditten 3000 TL adli para cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği ve her iki suç hakkında ... 5 Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/201 E- 2007/890 K sayılı ilamıyla mükerrir olduğunun tespitine ilişkin kararın hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle hükmün 1412 sayılı C.Y.Yasasının 322. maddesince DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi,
İtirazımız yerinde görülmediği takdirde itiraz hakkında bir karar verilmek üzere, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri, adli para cezaları hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmaması nedeniyle yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN kısmen KABULÜNE,
Dairemizce verilen 20/11/2013 gün ve 2012/12992 esas, 2013/29034 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2011 tarih ve 2010/1816 esas, 2011/709 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Sanığa yükletilen hakaret ve tehdit eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ancak hapis cezalarında uygulanabileceği gözetilmeden, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına hükmolunmasına karşın, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın karardan çıkarılması suretiyle itiraz yazısına kısmen uygun olarak hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Hakaret suçundan hükmolunan adli para cezasının miktarı itibariyle 5320 sayılı yasanın 8/1 ve 1412 sayılı C.Y.Yasasının 305/1 maddesince kesin nitelikte olduğu ve C.Y.Yasasının 317. maddesince reddine karar verilmesine yönelik itiraza gelince;
Anayasa Mahkemesinin 23.07.2009 tarih, 2006/65 esas, 2009/114 karar sayılı iptal kararının 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girdiği dikkate alınarak, 07.10.2010-14.04.2011 tarihleri arasında miktarına bakılmaksızın tüm para cezalarının temyize tabi olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, bu hususa ilişkin itirazın REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308.maddesinin 3.fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy