MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören ve CMK'nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen ve 21/03/2007 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olduğunu belirten müşteki ...e davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de, temyiz dilekçesinin kapsamı karşısında, CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya; şikayetçi ...n katılan, Av... katılan vekili sıfatıyla kabulüne karar verilerek dosya görüşüldü:
1-Katılan sanık... müdafiinin, 23/10/2008 tarihli süre tutum dilekçesinde hükmü sanık sıfatı ile temyiz ettiği, 18/12/2008 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde ise sanık ... hakkında kurulan hükümleri de temyiz ettiği, sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden temyiz isteminin, CMUK'nın 310. maddesindeki yasal süreden sonra gerçekleştiği, sanık ...hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı yönünden ise hükmün gerekçesine yönelmeyen temyiz isteminde hukuki yararı bulunmadığı,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca katılan sanık ... müdafiinin tebliğnameye aykırı olarak, belirtilen hükümlerle ilgili TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-Sanık ...hakkında yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Sanığın, 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçuna ilişkin eski hükümlülüklerine konu eylemlerinin, 5941 ve 6273 sayılı Kanunlarla suç olmaktan çıkarılması karşısında, TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ...müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, "sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" dair kısmın hüküm fıkrasından çıkarılması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 07/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy