MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; sanığın müştekilere karşı " bu ülkede doktoru ve hakimi vuruyorlar, iyi yapıyorlar, bana içeride bir şey olursa çucuklarımı kim durduracak” biçimindeki sözlerinin objektif olarak korkutucu nitelikte bulunması ve tehdit suçunda tasarlama unsurunun aranmaması nedeniyle suçun oluşacağı gözetilerek, “ sanığın olay tarihinde İnebolu Asliye Hukuk Mahkemesinin keşfinde meydana gelen olaylar nedeniyle 3 gün disiplin hapsi ile cezalandırıldığı, sanık ve sanığın oğlunun disiplin hapsine ilişkin işlemlerin yapıldığı sırada avukat tayin edilmesini istedikleri ancak yasal imkansızlık nedeniyle taleplerinin yerine getirilmediği, sanığın bu nedenle ve beyanına göre sağlık problemlerinin etkisiyle iddianamede belirtilen sözleri yakınma saikiyle söylediği yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, bu yönüyle sanığın tehdit kastıyla hareket ettiğine dair cezalandırılması için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği; sanığın tehdit kastıyla hareket ettiğine dair şüphe bulunduğundan ve tam bir vicdani kanaat edinilemediğinden, Ceza Muhakemesi'nin ana ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle...” şeklindeki, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.