Silahla tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/229 esas, 2010/11 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 10/05/2011 gün ve 2010/31740 esas, 2011/6512 sayılı kararıyla;
" Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, " karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2014 gün ve 2014/10636 sayılı yazısı ile;
“Hükümlü hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2010 gün ve 2007/229 E. 2010/11 K. sayılı kararıyla,... Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2001 gün ve 2001/396 E. 2001/1195 K. sayılı kararı tekerrüre esas alınarak, bu kararda 765 sayılı TCK'nın 81/2. maddesinin uygulanması nedeniyle, 5275 sayılı CGTİHK'nın 108/3. maddesi uyarınca ikinci defa tekerrür hükümleri uygulandığından hükümlünün koşullu salıverilemeyeceğinin infaz aşamasında gözetilmesine karar vermiştir.
Hükümlü hakkındaki tekerrüre esas alınan ... Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2001 gün ve 2001/396 E. 2001/1195 K. sayılı kararında, ilk tekerrür uygulaması olarak kabul edilen 765 sayılı TCK'nın 81/2. maddesi uygulaması, 765 sayılı TCK'ya göre hükmedilerek bu kapsamda artırım yapılmakla ve ilk tekerrür hükümlerinin 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesine göre karar verilmediği görülmekle, 5275 sayılı CGTİHK'nın 108/3. maddesi uyarınca hükümlünün koşullu salıverilmesinin engellenmesine yönelik karar verilemeyeceği gözetilmeden, yasaya aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Sonuç ve istem: Hükümlü hakkındaki ... Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2010 gün ve 2007/229 E. 2010/11 K. sayılı kararında yer alan “Sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanmış olmakla koşullu salıverme yasağı içeren 5275 sayılı Kanunun 108/3 maddesinin infazda gözönüne alınmasına,” bölümünün hüküm fıkrasından çıkarılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI,
İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın itiraz hakkında bir karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, silahla tehdit suçundan sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 10.05.2011 tarihli kararına ilişkin olup, karar itiraza konu edilen ikinci kez tekerrür uygulaması nedeniyle yeniden ele alınmıştır.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
İncelenen dosya içeriğine göre, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın... Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2001 tarih ve 2001/396 esas, 2001/1195 karar sayılı ilamı ile, 765 sayılı TCK’nın 493/1 ve 81/2 maddeleri uygulanarak verilen 3 yıl 1 gün hapis cezasına ilişkin olduğu, bu cezanın 28.07.2006 tarihinde infaz edildiği ve infaz tarihi üzerinden 3 yıllık süre geçmediği için 16.08.2007 tarihinde işlenen suç yönünden tekerrüre esas olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Mahkemece bu ilam esas alınarak, İnfaz Kanununun 108/3. maddesi uygulanmış ve ikinci kez tekerrür nedeniyle koşullu salıvermeden yararlandırılmamasına karar verilmiştir.
Tekerrür, 765 sayılı TCK'da "cezanın artırım nedeni" olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir "infaz rejimi kurumu" olarak düzenlenmiştir. Mükerrirlere özgü infaz rejimi ise İnfaz Kanununun 108. maddesinde düzenlenmiş ve aynı maddenin 3. fıkrasında "ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez" düzenlenmesine yer verilmiştir. Sanık hakkında birinci tekerrür şartlarının oluşması nedeniyle tekerrür hükümleri uygulandıktan ve tekerrür uygulanan mahkûmiyet kesinleştikten sonra, yeniden tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir suçun işlenmesi halinde ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanacak ve hükümlü artık koşullu salıvermeden yararlanamayacaktır.
Tekerrür hükümleri eski ve yeni TCK’da koşulları ve sonuçları itibariyle farklı düzenlenmiştir. Bazı ilamlarda infaz üzerinden 3 yıllık bir sürenin geçmesi halinde bu ilam TCK’nın 58. maddesine göre tekerrüre esas olmazken, silinme koşulları oluşmadığı için 765 sayılı TCK’nın 81. maddesi uygulanabilecektir. Yine 765 sayılı TCK’nın 81. maddesinin uygulanmış olduğu ilam, uyarlama sonucu ele alınarak lehe olan 5237 sayılı TCK’nın uygulanması durumunda tekerrür hükümleri çıkarılacaktır. İlamın dosyada bulunmaması halinde bu husus denetim dışı kalacaktır. Bununla birlikte mükerrirlere özgü infaz sistemi yeni infaz kanununda düzenlenen ve TCK’nın 58. maddesi de göz önünde bulundurularak formüle edilen yeni bir sistem olduğundan, ikinci kez tekerrür uygulamasına esas alınan ilamdaki tekerrür uygulamasının da TCK’nın 58. maddesi uyarınca yapılması gerektiği anlaşılmakla,
Dairemizce verilen 10/05/2011 gün ve 2010/31740 esas, 2011/6512 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.01.2010 tarih ve 2007/229 esas, 2010/11 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen silahla tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Tekerrüre esas alınan önceki ilamda 765 sayılı TCK’nın 81. maddesinin uygulanmış olması karşısında, İnfaz Kanunu’nun 108/3. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, kararda yer alan mükerrirlere özgü infaz rejiminin aynen muhafazasına ancak,“5275 sayılı İnfaz Kanununun 108/3. maddesi gereğince, sanığın koşullu salıvermeden yararlandırılmamasına ilişkin bölümün karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy