MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, yaralama, şantaj
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, tebliğ işleminin öncelikle sanığın beyan ettiği en son adresine yapılması gerektiği, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması gerekirken, sanığın doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı, ayrıca temyiz istemi ile birlikte ileri sürülen eski hale getirme taleplerini değerlendirme yetkisinin Yargıtay ilgili Ceza Dairesine ait olduğu, sanık ...'ın 10/01/2014 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın tekerrüre esas sabıka kaydı bulunmasına rağmen hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma yapılamamış, sanığın aşamalarda alınan savunma ve beyanlarında lehe hüküm talebi olmadığından TCK'nın 62. maddesinin tartışılmaması bozma nedeni yapılamayacağından tebliğnamedeki 3 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sanığın katılan ...'ya yönelik yaralama eyleminin katılanın şikayet dilekçesine göre 20/05/2011 tarihinde gerçekleştiğinin belirtilmesi karşısında, gerekçeli karar başlığında tüm suçlar yönünden suç tarihi olarak 03/06/2011 olarak gösterilmesi ve sanık hakkında katılan ... yönelik şantaj suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin 107/2-1 yerine doğrudan 107/1 olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu kabul edilmiştir.
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile katılan ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ve hangi delilin hangi gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve gerekirken, sanığın mağdurlara yönelik söylediği iddia edilen hangi sözlerin hangi suçları oluşturduğu açıklanmadan, Anayasanın 141/3 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230, 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK’nın 308/7.) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hükümler kurulması,
2-Katılan ...'nın soruşturma aşamasında vermiş olduğu 06.06.2011 tarihli şikayet dilekçesinde sanığın yaralama eylemine ilişkin olarak; ''20 Mayıs 2011 tarihinde sabaha karşı 05:00 sularında benim gırtlağımı sıkarak öldürmeye teşebbüş etti, ben yine korkmam nedeniyle polislerin tüm ısrarlarına rağmen şikayetçi olmadım'' şeklinde sanık hakkında şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesi, şikayet süresi olan altı aylık süre geçtikten sonra 15.10.2012 tarihli duruşmada şikayetçi olması karşısında, sanık hakkında yaralama suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi,
3-Sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi gerekli olup, sanığın aşamalardaki anlatımlarında mağdurlara yönelik tehdit ve hakaret ettiğini kabul etmemesi, bu hususta mağdur beyanları dışında delil bulunmaması karşısında, TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereğince cezalarda artırım yapılması,
4-Eksiklikler giderildikten sonra, sanığın katılan ...'ya yönelik şantaj eylemini tehdit ve hakaret eylemlerinden farklı zamanda gerçekleştirdiği belirlendiği takdirde, şantaj suçu dışında tüm mahkumiyet hükümleri yönünden;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehdit suçuyla birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.