MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın, tehdit suçunu, uzlaşma kapsamında bulunmayan eşe karşı kasten yaralama suçu ile birlikte işlediği belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanığın 29.09.2011 tarihinde yokluğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, gerekçeli kararın ilk olarak sanığın mahkemede bildirdiği en son adrese tebliğe çıkartıldığı ve tebligatın iade edilmesinin akabinde MERNİS adresine tebliğe çıkartılması gerekirken farklı adreste Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ yapılmış olması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, kararın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, denetim süresinin işlemeye başlamayacağı ve 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile CMK'nın 231/6-c bendine ilave edilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını sanığın kabulüne bağlı kılan düzenleme uyarınca sanığın bu hususta rızasının bulunmadığı gözetilmeden yazılı biçimde hükmün açıklanmasına karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 07.03.2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/649 Esas sayılı dosyasında işlediği mühür bozma suçu nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, söz konusu ilamda suç tarihinin 13.06.2011 olduğu, sanığın atılı suçları hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihinden önce işlediği ve bu nedenle denetim süresinin işlemeye başlamayacağı gözetilmeden, yazılı biçimde hükmün açıklanmasına karar verilmesi,
b-Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiilerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak Anayasa'nın 141/3. ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230. 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK'nın 308/7.) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
c-Denetim süresi içerisinde suç işleyen sanığın, duruşmadan haberdar edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, duruşma gününün sanığa bildirilmesi için çıkarılan tebligatın, sanığın en son bildirdiği adres yerine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine aykırı olarak doğrudan başka yer olan MERNİS adresine çıkartılıp, anılan Yasanın 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesinden sonra, sanığın yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy