MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanıklar müdafii, sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazda bulunduğu, itirazın ise mahallinde merciince değerlendirildiği belirlenerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Sanık ... ile katılan ...'nın müşterek çocuklarının teslimi hususunda aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle, sanıkların katılanın çalıştığı kuruma gidererek katılanın gıyabında, "biz ... yüzbaşıyı silahlı kuvvetlerden attıracağız, Yusuf bu orduda kalmayacak, eninde sonunda onu ordudan attıracağız'' şeklindeki söyledikleri kabul edilen sözlerin “gerçek bir tehdit” niteliğinde ve yasal yollara başvurma isteminin bir tezahürü olup olmadığı tartışılmadan, ayrıca sanıkların ayrı ayrı veyahut nasıl bir iştirak iradesi ile birlikte tehdit eylemini gerçekleştirdikleri ve birlikte suç işleme kararına ne şekilde ulaştıkları hususunun gerekçeli kararda denetime olanak verecek şekilde tartışılıp açıklanmadan yetersiz gerekçeyle, sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması,
2) Kabule göre de;
a) Daha önce görevsiz mahkemece dinlenen ve anlatımları hükme esas alınan tanıkların, görevli mahkeme tarafından tekrar dinlenip, görgü ve bilgileri sorulmadan hüküm kurularak, CMK’nın "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür" şeklindeki 7. maddesine aykırı davranılması,
b) Hakim, kanun maddesinde yazılı alt ve üst sınırlar arasında ceza takdir hakkına sahip olmakla birlikte; bu kararın denetlenebilir olduğu, eylemle ceza arasında orantı olması gerektiği, TCK'nın 3/1. maddesinde açıklanan "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki "orantılılık" ilkesine uyulmadan, aynı Kanunun 61. maddesindeki ölçütler de, dosya ve sanıkların eylemleriyle bağlantılı olarak tartışılıp irdelenmeden, temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
c) Sanık ... ile katılanın müşterek çocuklarının olay günü, katılandan alınarak sanık ...'e teslim edilmesiyle ilgili olarak, sanıkların, katılanın görevi nedeniyle oturduğu evin girişinde bulunan nizamiyede yaklaşık 8-10 saat bekledikleri ve çocuğun sanıklara tesliminin yapılmadığına ilişkin dosyada tanık beyanının bulunduğu anlaşılmakla, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün uygulanma olanağının tartışılmaması,
d) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.