MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Silahla tehdit, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A)Sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan kurulan mahkumiyet kararında;
1-Sanık ...’un silahla tehdit eylemini mağdurlar ... ve 1959 doğumlu ...’a karşı işlediği iddia edilip mahkemece de bu şekilde kabul edilmesi karşısında silahla tehdit suçundan verilen hapis cezasının TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanık ...’un aşamalarda olayın başlangıcında mağdurlar ... ve 1959 doğumlu ...’un kendilerini tehdit ve hakaret ettiklerine dair savunması, tanık ...’in olayın başlangıç anını görmeyip, kavga sesleri üzerine gittiğinde tarafların karşılıklı birbirlerine tehdit ve hakaretler ettiklerini duyduğuna ve gördüğüne dair beyanları karşısında, olayın çıkış sebebi üzerinde durularak TCK’nın 29.maddesindeki haksız tahrik hükmünün sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3-TCK’nın 58. maddesi uygulanırken, 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi uyarınca en ağır cezayı içeren mahkumiyetin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, birden fazla hükümlülüğün tekerrüre esas alınması,
4-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
B)Sanık ... (1985 doğumlu) hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet kararı bakımından;
1-02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-Kabule göre de;
a)Sanığın olayın başlangıcında mağdur ...’ın kendisine tehdit ve hakaret, diğer mağdur 1959 doğumlu Mehmet’in de tehdit ettiğini savunması, tanık Bahri Ketik’in de aşamalarda tarafların birbirlerine tehdit ve hakaretler ettiğini duyduğuna ve gördüğüne dair beyanları karşısında, TCK’nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b)Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...’un (1985 doğumlu) temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.