MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama, 6136 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık hakkında 21.07.2009 tarihli iddianame ile açılan davanın kovuşturma aşamasında, sanık müdafiinin, 23.09.2009 tarihli vekaletnamesini, 26.05.2010 tarihli ilk duruşmada dosyaya ibraz edip duruşmaya katıldığı, sanığın da 19.04.2011 tarihli duruşmada savunmasını yaptığı, sanık hakkında 27.04.2011 tarihinde yaralama, silahla tehdit ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak mahkemenin verilen kararı sanığın müdafii yerine sanığın kendisine tebliğ ettiği, her üç suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların itiraz edilmeden 09.09.2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın 01.11.2011 tarihinde işlediği görevi yaptırmamak için direnme ve görevliye hakaret suçlarından yapılan yargılama sonucunda her iki suçtan da mahkum olup, bu hükümlerin de 06.12.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine yapılan ihbar sonucu, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükümlerin 11.04.2013 tarihinde açıklandığının anlaşılması karşısında;
Sanık hakkında 27.04.2011 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, sanık müdafii yerine, sanığın kendisine tebliğ edilmesi nedeniyle, sanık müdafiine tebligat işlemi yerine getirilmeden, 27/04/2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04/10/2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere; verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen 11/04/2013 tarihli ve 2013/42 esas, 2013/361 karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararların hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararlarının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın 19/04/2011 tarihli sorgusunun olduğu anlaşıldığından, sanık ...'ın 19/04/2011 tarihli sorgusuna göre 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz istemi bu nedenle yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davalarının DÜŞMESİNE, 23/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy