Sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümle, 191 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 23. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/02/2013 tarihli ve 2012/209 esas, 2013/201 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 19/09/2017 gün ve 94660652-105-34-5569-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 gün ve 2017/55233 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
İstem yazısında: Dosya kapsamına göre, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2012 tarihli ve 2011/49160 soruşturma, 2012/3074 esas, 2012/1544 sayılı iddianamesi ile sanığın müştekiye yönelik gerçekleştirdiği tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümle maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmasına karşın, sanığın ayrıca olayda uygulama yeri bulunmayan anılan Kanun'un 191/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilerek hükümde çelişki oluşturulmasında isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümlerde kabul edilen eylemlere, kanun yararına bozma talebinin içeriğine, tebliğname tarihine, Yargıtay Kanununun 14. maddesine, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 20/01/2017 gün ve 2017/1 sayılı kararına, uyuşturucu madde kullanma suçu için Kanunda öngörülen cezanın tehdit suçu için öngörülen cezaya göre daha ağır olmasına göre, kanun yararına bozma istemine ilişkin incelemenin Yüksek (10.) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye gönderilmesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.