MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
MÜŞTEKİ : Fatma Ceylan
SUÇLAR: Tehdit, hakaret
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1-Temyize konu dosyada sanık hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/09/2012 tarihli iddianameyle tehdit ve hakaret eylemleri nedeniyle kamu davası açıldığı, şikayetçinin bu dosyaya ilişkin alınan 24/06/2012 tarihli kolluk beyanında, 15/06/2012 tarihinde Cumhuriyet savcılığına müracaatından sonra sanığın kendisini aramaya devam ettiğini beyan ederek şikayetçi olduğu, inceleme dışı olan ve davanın reddine dayanak teşkil eden Silifke 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/04/2013 tarihli ve 2012/454 esas, 2013/424 sayılı beraat kararına konu dosyada ise; şikayetçinin 15/06/2012 tarihinde Cumhuriyet savcılığına müracaatı üzerine sanık hakkında Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/07/2012 tarihli iddianameyle 13-14-15/06/2012 tarihlerindeki tehdit ve hakaret eylemleri nedeniyle kamu davasının açıldığı anlaşılmıştır. Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/07/2012 tarihli iddianameyle hakaret ve tehdit suçlarında hukuki kesinti oluşmuş ve sanığın işlediği iddia edilip Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/09/2012 tarihli iddianameye konu hakaret ve tehdit eylemleri de 20/07/2012 tarihli iddianameden önce gerçekleştirilmiştir. CMK'nın 223/7. maddesinde aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Suç tarihleri ve şikayetçinin soruşturma evresindeki ifadeleri nazara alındığında her iki iddianameye konu eylemlerin birbirinden farklı olduğu ancak zincirleme suça konu olabileceği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Temyize konu davanın karara bağlandığı 05.03.2013 tarihinde, davanın reddine dayanak alınan Silifke 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/04/2013 tarihli ve 2012/454 esas, 2013/424 sayılı dosyasının derdest olup henüz karara bağlanmadığı, her iki dosyanın bu aşamada birleştirilerek TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanma koşullarının tartışılması gerekirken incelenen dosyada davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, UYAP sisteminden yapılan araştırmada ise Silifke 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/04/2013 tarihli ve 2012/454 esas, 2013/424 sayılı dosyasının 25.05.2013 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, artık her iki dava dosyasının birleştirme olanağı bulunmadığından incelemeye konu dosyadaki eylemler nedeniyle yargılamaya devam edilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
2-Fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan karar verilemeyeceği gözetilmeden, delil takdiri yapılarak yokluğunda karar verilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 193/1. maddesine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.