Silahla tehdit suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a, 43/2, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli ve .... karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 16/05/2019 gün ve ...... Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2019 gün ve.... sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
“Tehdit suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 43/2-1, 29/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve.... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/03/2014 tarihli ve .... değişik iş sayılı kararının 05/03/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, denetim süresi içerisinde 27/10/2015 tarihinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a, 43/2-1, 29/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli ve..... sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın mahkumiyetine esas tehdit suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a maddesi uyarınca tayin olunan 2 yıl hapis cezasından, aynı Kanun’un 43/2. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesini takiben, anılan Kanun'un 29/1. maddesine göre 1/4 oranında yapılan indirim neticesinde 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası tayin edilmesi üzerine, aynı Kanun'un 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranın da yapılan indirim sonucunda 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası yerine, 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.
” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Sanığın mahkumiyetine esas silahla tehdit suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2-a maddesi uyarınca tayin olunan 2 yıl hapis cezasından, aynı Kanun’un 43/2. maddesi gereğince 1/4 oranında arttırım yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmesini takiben, anılan Kanun'un 29/1. maddesine göre 1/4 oranında yapılan indirim neticesinde 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası tayin edilmesi üzerine, aynı Kanun'un 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında yapılan indirim sonucunda 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası yerine, 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Silahla tehdit suçundan kurulan hükümde hesap hatası yapılarak fazla ceza verilmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
İncelenen dosyada; sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 106/2-a maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli ve ..... karar sayılı kararıyla, sanığın katılanlara yönelik silahla tehdit eylemi nedeniyle TCK'nın 106/2-a, 43/2, 29/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 7 ay 15 gün hapis çezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ...'nın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ilk yargılama sırasında sanığın adresini "..... olarak bildirdiği, gerekçeli kararın sanık yönünden müdafiisine tefhim olunduğu, daha sonra sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine dosyanın yeni esasa kaydedildiği, sanık adına çıkarılan davetiyenin
..... adresine gönderildiği, sanığın işe gittiği anlaşıldığından Tebligat Kanunun 21/1. maddesine göre, imzadan imtina eden komşusuna haber verilmek suretiyle, 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılarak, tebligatın muhtara teslim edildiği, yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasına karar verildiği ve gerekçeli kararın Mernis şerhiyle sanığın ..... adresine gönderildiği, sanık taşınmış olduğundan imzadan imtina eden komşusu...'a haber verilmek suretiyle, 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılarak, tebligatın muhtara teslim edildiği, böylelikle silahla tehdit suçundan kurulan hükmün 06/02/2019 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ... hakkında denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlediğinin ihbarı üzerine, dosyanın yeni esasa kaydedildiği, yapılan yargılama neticesinde verilen gerekçeli kararın sanık ...'nın mahkemede bildirdiği son adres yerine, Mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca 29/01/2019 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, gerekçeli kararın sanığa yöntemince tebliğ edilmediği, bu suretle de kararın usulünce kesinleşmediği anlaşıldığından, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi hususu nazara alındığında, gerekçeli kararın, sanık ...'ya yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 16/05/2019 gün ve 94660652-105-34-4751-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2019 gün ve 2019/55207 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Gerekçeli kararın, sanık ...'ya yöntemince tebliğinin sağlanması gerektiğinden, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli ve 2018/348 esas, 2018/763 karar sayılı kararına yönelik, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, gerekçeli kararın sanık ...'ya yöntemince tebliğ edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 16/05/2019 gün ve .... Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2019 gün ve 2019/55207 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması için, mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin, mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 09/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.