Tehdit suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli ve 2018/262 esas, 2018/1046 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 21/05/2019 gün ve 94660652-105-34-5393-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/06/2019 günlü ve 2019/59870 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında:
"Dosya kapsamına göre, sanığa isnat edilen tehdit suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2. maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete tâbi olduğu, müşteki ...'nin 16/05/2018 tarihli, müşteki Mustafa Dayanç'ın 08/06/2018 tarihli talimat duruşmalarında alınan ifadelerinde sanıktan şikâyetçi olmadıkları yönündeki beyanları ve sadece katılan ...’in söz konusu suç nedeniyle sanıktan şikâyetçi olması karşısında; sanık hakkında şikâyete tâbi anılan suç yönünden tek şikâyetçi bulunması gözetilmeksizin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Olay
Kamu görevlisi olan mağdurlardan ... ile Mustafa Dayanç'ın duruşma aşamasında önceki şikayetlerinden vazgeçtikleri ve kamu davasına katılmak istemediklerini beyan ettikleri ve kamu görevlisine karşı işlenmekle birlikte TCK'nın 106/1-2. cümlesine uygun takibe şikayete bağlı sair tehdit suçu ile ilgili olarak bu iki mağdur yönünden TCK'nın 73/4 ve CMK'nın 223/1. maddeleri uyarınca açılmış kamu davasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekli iken, bu eylemlerin de sübutu ile zincirleme suç hükümlerine uygun biçimde kabulu ile mahkumiyet kararı verilerek fazla ceza tayin edilmesi usul ve kanuna aykırı bulunduğundan, mahkemenin kararının kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.
2- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesine ilişkindir.
3-Hukuksal Değerlendirme
Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, sanık ... hakkında müştekiler ..., Mustafa Dayanç ve ...'e yönelik gerçekleştirdiği iddia ve kabul edilen tehdit suçundan açılan davada, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli ve 2018/262 esas, 2018/1046 sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 106/1-2 cümle, 43/1, ve 62. maddeleri uyarınca sonuç olarak 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair, temyiz
edilmeyerek kesinleşen kararında, müşteki ...'nin 16/05/2018 tarihli duruşmada, müşteki Mustafa Dayanç'ın ise 08/06/2018 tarihli duruşmada sanık hakkında şikayetçi olmadıkları, bu durumda eylemin birden fazla kişiye karşı gerçekleştiğinin kabulü ile sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı olayda, sanığa TCK'nın 106/1-2. cümlesi ile verilen cezanın 43. madde ile artırılarak fazla ceza tayin edilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan, kanun yararına bozma isteminin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.
4-Sonuç ve Karar
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesin'ce verilip kesinleşen 25/12/2018 tarihli ve 2018/262 esas, 2018/1046 sayılı kararın tehdit suçundan kurulan hükmünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak bozma nedenine göre bu aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMK'nın 309. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, TCK'nın 43. maddesine ilişkin bölümün hükümden çıkarılmak suretiyle, sanığın;
Tehdit suçundan, TCK’nın 106/1-2. cümlesi uyarınca, 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca mahkemece takdir edilen 1/6 oranında indirim yapılarak, 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
İnfazın bu miktar üzerinden yapılmasına, BOZULAN kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 04/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy