Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2.cümle, 43/1-2, 50, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 600,00 Türk lirası ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, aynı suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümle, 125/1, 125/4, 43/1-2, 52/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.740,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının ayrı ayrı geri bırakılmasına dair...(Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 14/04/2011 tarihli ve .... sayılı kararına karşı yapılan itirazlar üzerine, sanıkların itirazlarının esasa ilişkin olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/07/2011 tarihli ve 2011/146 değişik iş sayılı kararı ile 22/07/2011 tarihli ve 2011/153 değişik iş sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 07/02/2019 gün ve 94660652-105-10-12833-2018-Kyb sayılı istemleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/02/2019 gün ve 2019/16292 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesi ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 22.05.2019 tarihli ve 2019/1544 esas, 2019/9419 sayılı görevsizlik kararıyla Daire'ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı ilamı ile itiraz merciinin sadece şeklî olarak değil, hem maddî olay, hem de hukukî yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alındığında, her iki sanığın itirazı üzerine itiraz mercii Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesince hem usul hakkında hem de işin esası hakkında inceleme yapılarak, söz konusu hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara ilişkin bir karar vermesi zorunlu olduğundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenmeyen bir karar türüne tevessül edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2.cümle, 43/1-2, 50, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 600,00 Türk lirası ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, aynı suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümle, 125/1, 125/4, 43/1-2, 52/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.740,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının ayrı ayrı geri bırakılmasına dair...(Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 14/04/2011 tarihli ve 2011/74 esas, 2011/355 sayılı kararına karşı yapılan itirazlar üzerine, sanıkların itirazlarının esasa ilişkin olduğu gerekçesiyle karar
./..
.2.
verilmesine yer olmadığına ilişkin...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/07/2011 tarihli ve 2011/146 değişik iş sayılı kararı ile 22/07/2011 tarihli ve 2011/153 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir." şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı ilamı ile itiraz merciinin sadece şeklî olarak değil, hem maddî olay, hem de hukukî yönden inceleme yapabileceği yönündeki kararı nazara alındığında, her iki sanığın itirazı üzerine itiraz mercii Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesince hem usul hakkında hem de işin esası hakkında inceleme yapılarak, söz konusu hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara ilişkin bir karar vermesi zorunlu olduğundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenmeyen bir karar türüne tevessül edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçeleriyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2.cümle, 43/1-2, 50, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 600,00 Türk lirası ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, aynı suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümle, 125/1, 125/4, 43/1-2, 52/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.740,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının ayrı ayrı geri bırakılmasına dair...(Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 14/04/2011 tarihli ve 2011/74 esas, 2011/355 sayılı kararına karşı sanıklar tarafından yapılan itirazlar hakkında, itiraz makamının sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden inceleme yapabileceği, esasa ilişkin inceleme yapamayacağı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair, mercii Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/07/2011 tarihli ve 2011/146 değişik iş sayılı kararı ile 22/07/2011 tarihli ve 2011/153 değişik iş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden ve şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231.
./..
.3.
maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, maddenin altıncı fıkrasına, 25/07/2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle "sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi eklenmiş, yine maddenin sekizinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.
5560, 5728, 5739, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c-Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d-Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
e-Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmemiş olması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tüm bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına ilişkin bir değerlendirme yapılması için, yargılamanın herhangi bir sujesinin talepte bulunması şart değildir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının varlığı hâlinde, 6008 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce resen, bu değişiklikten sonra ise sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması hâlinde mahkemece diğer kişiselleştirme hükümleri olan seçenek yaptırımlara çevirme ve ertelemeden önce değerlendirilmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, CMK’nın 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
./..
.4.
CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarihli ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK'nın 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle, itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
İncelenen dosyada;
Sanıklar ... ve ... haklarında 17/08/2010 tarihli tehdit ve hakaret eylemleri ile sanık ...'in 23.09.2010 tarihli tehdit eylemi nedeniyle cezalandırılmaları talebiyle, 20/01/2011 tarihli iddianame ile kamu davaları açıldığı, sanıkların sabıkasız oldukları ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettikleri, yargılama neticesinde Edremit (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 14/04/2011 tarihli ve 2011/74 esas, 2011/355 sayılı kararıyla sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2.cümle, 43/1-2, 50, 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 600,00 Türk lirası ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümle, 125/1, 125/4, 43/1-2, 52/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 1.740,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının ayrı ayrı geri bırakılmasına karar verildiği, sanıklar tarafından, savunma haklarının kısıtlandığı, tanıklarının dinlenmeyip delillerinin toplanmadığı, karşı tarafın tanık ifadelerinin sağlıksız ve yanlı olduğu, bu nedenle mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle anılan kararlara itiraz edildiği, mercii Edremit 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/07/2011-22.07.2011 tarihli ve 2011/146-153 değişik iş sayılı kesin nitelikteki kararlarıyla "...itiraz makamı olarak H.A.G.B. şartları açısından denetim yetkisinin olduğu, sanığın itirazlarının esasa ilişkin olduğu..." şeklindeki gerekçeyle, itirazlara ilişkin karar verilmesine yer olmadığına dair kararlar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir. CMK’nın itirazla ilgili maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair açık bir düzenleme olmadığı gibi, ayrıca yasa yoluna başvurma hakkının içerisinde esastan inceleme yapılmasını isteme hakkının olduğunun da kabul edilmesi
./..
.5.
gerekir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının talebe bağlı oluşu (CMK'nın 231/6-c maddesi) yasa yolu incelemesinde esastan inceleme isteminde bulunulamayacağı anlamına gelmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve .... sayılı kararında itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu açıklamalar karşısında, sanıklar ... ve ...'in, savunma haklarının kısıtlandığı, tanıklarının dinlenmeyip delillerinin toplanmadığı, karşı tarafın tanık ifadelerinin sağlıksız ve yanlı olduğu, bu nedenle mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğu yönündeki itirazlarının, hem maddi hem hukuki yönden ele alınması, kararlarda hukuka aykırılık saptanması halinde gerekçesi de gösterilmek suretiyle itirazlar kabul edilerek yeniden karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesi, bu suretle de kararların her açıdan hukuka uygunluğunun denetlenmesinin gerektiği gözetilmeden ve esasa ilişkin değerlendirme yapılmadan, "...itiraz makamı olarak H.A.G.B. şartları açısından denetim yetkisinin olduğu, sanığın itirazlarının esasa ilişkin olduğu..." şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle ve CMK'nın 267 ila 271. maddeleri arasında düzenlenen itiraz kanun yolunda verilebilecek karar türlerinden olmayan "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde kararlar verilmesine dair...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/07/2011 tarihli ve 2011/146 değişik iş sayılı kararı ile 22/07/2011 tarihli ve.... değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriğinde yer alan bozma nedeni yerinde görüldüğünden...3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19/07/2011 tarihli ve.... değişik iş sayılı kesinleşen kararı ile 22/07/2011 tarihli ve .... değişik iş sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci Mahkemesince yerine getirilmesine, 09/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy