MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Silahla tehdit, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiilerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak Anayasa' nın 141/3. ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230, 232 ve 289/1-g (1412 sayılı CMUK'nın 308/7.) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hükümler kurulması,
2) Tehdit suçundan kurulan hükümde; 01.10.2015 tarihli kısa kararda sanık hakkında TCK' nın 106/2-a, 43/2 maddeleri uygulanarak sonuç cezanın 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası olarak belirlenmesine karşın, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında aynı Kanunun sadece 106/2-a maddesi uygulanarak sonuç cezanın 2 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye yol açılması,
3) Sanığın kovuşturma aşamasında suçu işleyen kişinin kendisi olmadığını savunması, aynı suçtan hakkında beraat kararı verilen ...' nun kovuşturma aşamasında ... adı ile alınan kolluk beyanını kendisinin vermediğini, tutanaklardaki imzanın da kendisine ait olmadığını belirtmesi karşısında; sanık ...' nun mukayeseye elverişli imza ve yazı örnekleri alınarak soruşturma aşamasında dosyada bulunan ... adı ile imzalanmış tutanaklarda bulunan imza ile aynı olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Kabule göre ise;
a) Olay günü yol vermeme meselesinden çıkan tartışma üzerine sanığın müşteki ...'ın üzerine silah ile yürüyerek ateşlediğinin iddia edilmesi ve müşteki ...' nun sanığın arkadaşı olarak yanında bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın silahla tehdit eyleminden TCK'nın 43/2. maddesi gereğince arttırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
b) TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki “fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi” çerçevesinde somut olay açıkça irdelenerek, temel cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, temel cezaların gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşılarak fazla tayini,
c) Sanığın kovuşturma aşamasında müşteki ...'ın kendisini bıçakla kovalaması sonucu silah gösterdiğini savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre tehdit suçu yönünden TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy