Kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık ...’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a ve 106/1-1. maddeleri uyarınca 6 ay (2 kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/03/2011 tarihli ve 2008/1329 esas, 2011/589 sayılı kararını müteakip sanığın deneme süresi içerisinde 19/07/2014 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, hakkındaki hükmün açıklanarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 86/2, 86/3-a ve 106/1-1. maddeleri uyarınca 6 ay (2 kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarihli ve 2018/169 esas, 2018/516 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 01/07/2019 gün ve 94660652-105-34-7709-2019-Kyb sayılı istemleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/07/2019 gün ve 2019/71260 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daire'ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklinde düzenleme bulunması ve sanık ... hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/07/2008 tarihli iddianamede, mağdur ...'e yönelik teşebbüs aşamasında kalmış kasten yaralamaya teşebbüs eylemlerinden bahsedilmesi, tamamlanmış bir yaralama eyleminden bahsedilmemesi karşısında; iddianamede anlatılmamasına rağmen sanığın müştekiyi tartakladığından bahisle sanık hakkında tamamlanmış kasten yaralama suçundan hüküm kurulmasında,
2-Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçunun, 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/1-b maddesinin 3. alt bendi gereğince uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında, müşteki ve sanığa soruşturma ve kovuşturma evresinde usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılmadığı cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilip uzlaştırma işlemlerinin yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık ...’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a ve 106/1-1. maddeleri uyarınca 6 ay (2 kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/03/2011 tarihli ve 2008/1329 esas, 2011/589 sayılı kararını müteakip sanığın deneme süresi içerisinde 19/07/2014 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine, hakkındaki hükmün açıklanarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 86/2, 86/3-a ve 106/1-1. maddeleri uyarınca 6 ay (2 kez) hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarihli ve 2018/169 esas, 2018/516 sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklinde düzenleme bulunması ve sanık ... hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/07/2008 tarihli iddianamede, mağdur ...'e yönelik teşebbüs aşamasında kalmış kasten yaralamaya teşebbüs eylemlerinden bahsedilmesi, tamamlanmış bir yaralama eyleminden bahsedilmemesi karşısında; iddianamede anlatılmamasına rağmen sanığın müştekiyi tartakladığından bahisle sanık hakkında tamamlanmış kasten yaralama suçundan hüküm kurulmasında, yine sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçunun, 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/1-b maddesinin 3. alt bendi gereğince uzlaşma kapsamına alınmış olması karşısında, müşteki ve sanığa soruşturma ve kovuşturma evresinde usulüne uygun uzlaşma teklifi yapılmadığı cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilip uzlaştırma işlemlerinin yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken, CMK'nın 225. maddesine aykırı davranılıp davranılmadığının ve tehdit suçundan uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulu'nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
5271 sayılı CMK'nın, "Eski hale getirme dilekçesi üzerine verilecek karar" başlıklı 42/1. maddesinde, süresi içerisinde usul işleminin yapılması halinde, esasa hangi Mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o Mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir.
İncelenen dosyada; sanık ... hakkında, TCK'nın 106/1-1. cümle, 86/2, 86/3-a, 53. maddeleri uyarınca tehdit ve yaralama suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/03/2011 tarihli ve 2008/1329 esas, 2011/589 sayılı kararıyla sanığın, Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle, 86/2, 86/3-a maddeleri gereğince 6 ay hapis (iki kez) cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasına karar verildiği, anılan kararın 07/06/2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın deneme süresi içerisinde 19/07/2014 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine yapılan yargılama neticesinde, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarihli ve 2018/169 esas, 2018/516 sayılı kararıyla sanığın, Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle, 86/2, 86/3-a maddeleri gereğince 6 ay hapis (iki kez) cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanığın bildirdiği ve aynı zamanda Mernis adresi olan adrese, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, anılan kararın 03.07.2018 tarihinde kesinleştirildiği, sanığın 01.04.2019 tarihli dilekçesiyle, tebligatın usulsüz yapıldığını ileri sürerek eski hale getirme talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın bilinen en son adresi ile adres kayıt sistemindeki adres aynı olduğundan, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilip, Mahkeme tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiğinin gözetilmediği, böylelikle kararın tebliği işleminin yöntemine uygun olarak yapılmadığı, bu nedenle tehdit ve yaralama suçlarına ilişkin kararların usulüne uygun olarak kesinleştirilmediğinin alaşılması, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna da ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi karşısında; Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarihli ve 2018/169 esas, 2018/516 sayılı kararının sanığa yöntemince tebliğ edilmesi ve sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesinin gerektiği anlaşılmıştır.
Yine, sanığın 01.04.2019 tarihli eski hale getirme dilekçesi hakkında, CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesine gönderilmesinin gerektiği gözetilmemiştir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Sanık ...'nın tehdit ve yaralama suçlarından hapis cezalarıyla cezalandırılmasına dair, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarihli ve 2018/169 esas, 2018/516 sayılı kararına yönelik, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/05/2018 tarihli ve 2018/169 esas, 2018/516 sayılı kararının sanığa yöntemince tebliği için mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin mahallinde Mahkemesince yerine getirilmesine, 28/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.