Kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 106/2-a, 43/2, 29 (iki kez), 62 (iki kez) ve 52/1. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 12 gün hapis ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/12/2018 tarihli ve 2018/59 esas, 2018/910 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün ortadan kaldırılmasına ilişkin, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/02/2019 tarihli ve 2019/123 değişik iş sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 01/07/2019 gün ve 94660652-105-21-3620-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/07/2019 gün ve 2019/72346 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daire'ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
5271 sayılı Kanun'un "Suçun niteliğinin değişmesi" başlıklı 226/1-2. maddesinde yer alan "Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır" şeklindeki hüküm dikkate alındığında, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının iddianame anlatımında belirtilmeyip sevk maddelerinde gösterilmemesinin, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı, ancak bunun için ek savunma verilmesine de gerek bulunmadığı, zira suçun hukuki niteliği değişmediği gibi bu durumun ilk defa duruşmada ortaya çıkması cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller arasında olmadığı cihetle, merciince itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kabulü ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 106/2-a, 43/2, 29 (iki kez), 62 (iki kez) ve 52/1. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 12 gün hapis ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/12/2018 tarihli ve 2018/59 esas, 2018/910 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün ortadan kaldırılmasına ilişkin, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/02/2019 tarihli ve 2019/123 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un "Suçun niteliğinin değişmesi" başlıklı 226/1-2. maddesinde yer alan "Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır" şeklindeki hüküm dikkate alındığında, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının iddianame anlatımında belirtilmeyip sevk maddelerinde gösterilmemesinin, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel olmadığı, ancak bunun için ek savunma verilmesine de gerek bulunmadığı, zira suçun hukuki niteliği değişmediği gibi bu durumun ilk defa duruşmada ortaya çıkması cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller arasında olmadığı cihetle, merciince itirazın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde kabulü ile anılan kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık ... hakkında yaralama ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan TCK'nın 29. maddesinin uygulandığı gerekçesiyle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair mercii kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK'nın 226. maddesinde "(1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. (2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır. (3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." biçiminde düzenleme yapılmıştır.
İncelenen dosyada; sanık ... ile mağdur ...'ün olaydan bir gün önce tartışma yaşadıkları, mağdurun bu durumu annesi olan diğer mağdur ...'e anlattığı, olay günü de tarafların karşılaştığı ve bu hususta aralarında çıkan tartışma sırasında, mağdurların sanığa saldırdıkları, mağdur ... tarafından yaralanan sanığın ele geçmeyen bıçakla mağdur ...'e saldırmaya çalıştığı, çevreden gelenlerin araya girmesiyle bıçakla fiziki müdahalede bulunamadığı, bunun üzerine sanığın evden babasına ait av tüfeğini alıp adı geçen mağdurlar ve diğer mağdur Kadir Bingöl'ün yanına gelerek tehdit içeren sözler söylediği iddiasıyla, TCK'nın 86/2, 86/3-e, 35, 106/2-a, 43/2, 53. maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılması talebiyle 06.01.2018 tarihinde kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanığın, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/12/2018 tarihli ve 2018/59 esas, 2018/910 sayılı kararıyla, "...aynı mahallede ikamet etmeleri sebebiyle birbirlerini tanıyan ... ve ...'ün 16/07/2017 tarihinde gece saatlerinde ... isimli yerde muhtelif sebeplerden dolayı tartıştıkları, ...'in bu durumu annesi ...'e anlattığı, 17/07/2017 tarihinde saat 12:30 sıralarında ...'in ... ile sokakta karşılaştığı, ...'in ...'e "neden oğlumu darp ettin?" diye sorduğu, ...'in yanında çocukları Kadir ve ...'in de bulunduğu, tarafların tartışmaya başladıkları, taraf ifadelerinden anlaşıldığı üzere; ...'ün; ...'in göğsüne yumruk attığı ve sokaktaki çöp kovasını ...'in yüzüne vurduğu, ...'ün; ele geçirilemeyen satırı ...'e savurduğu ancak satırın ...'e isabet etmediği, ...'ın; ...'e ele geçirilemeyen bıçakla saldırmaya çalıştığı, çevreden gelen insanların araya girmesiyle ...'e bıçakla fiziki müdahalede bulunamadığı, bunun üzerine ...'in babası ...'a ait ruhsatlı Fumsan marka yarı otomatik av tüfeğini evden alarak ..., ... ve Kadir'in yanına geldiği, "senin oğlunu öldüreceğim " şeklinde tehdit içerikli sözler söylediği..." şeklindeki gerekçeyle, Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 106/2-a, 43/2, 29 (iki kez), 62 (iki kez) ve 52/1. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 12 gün hapis ve 2.240,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, verilen karara sanık müdafii tarafından itiraz edildiği, mercii Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesince, 13/02/2019 tarihli ve 2019/123 değişik iş sayılı kararla, itrazı esastan da incelemek suretiyle, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması yönünde iddianamede sevk maddesinin olmaması sebebiyle, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, TCK'nın 29. maddesinin uygulandığı gerekçesiyle itiraz kabul edilip, anılan kararın ortadan kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına hükmeden Mahkeme hakimince yapılan ihbar sonucunda ise, anılan mercii kararına karşı kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Haksız tahrik kurumu TCK'nın 29. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." biçimindedir. Anılan madde içeriğinden de anlaşılacağı üzere, bahsi geçen kurum, ek savunma hakkını düzenleyen CMK'nın 226. maddesinde belirtildiği gibi, suçun hukuki niteliğini değiştiren bir uygulama olmadığı gibi, cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek nitelikte de değildir. Bu bağlamda, her ne kadar iddianamedeki sevk maddeleri arasında, TCK'nın 29. maddesi belirtilmemiş olsa dahi, olaya uygun olduğu kanaatine varan Mahkemece, sanık lehine düzenleme içeren anılan Kanun maddesi, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan her zaman uygulanabilecektir. Dolayısıyla, sanık ... hakkında yaralama ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan TCK'nın 29. maddesinin uygulandığı gerekçesiyle kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair mercii kararında isabet bulunmamaktadır.
Ancak;
Kararın gerekçesinde, sanık ...'ın yaralama eylemi, "adı geçen sanığın mağdur ...'e, ele geçirilemeyen bıçakla saldırmaya çalıştığı fakat çevreden gelen insanların araya girmesiyle mağdura bıçakla fiziki müdahalede bulunamadığı" şeklinde kabul edilmesine karşın, yaralama suçundan uygulama yapılırken, sanık hakkında TCK'nın 35. maddesinde düzenlenen teşebbüs hükümlerinin uygulanmaması suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu anlaşıldığından, merciinin, itirazın kabulü şeklindeki kararı farklı gerekçeyle yerinde görülmekle, yaralama suçu açısından kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Kasten yaralama suçu yönünden kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamede yer alan bozma nedeni, yukarıda açıklanan gerekçeyle yerinde görülmediğinden, bozma isteminin, CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE,
2)Tehdit suçu yönünden kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarnamede yer alan bozma nedeni yerinde görüldüğünden, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13/02/2019 tarihli ve 2019/123 değişik iş sayılı kesinleşen kararının, tehdit suçu açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 28/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.