MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralamaya teşebbüs
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, tebliğnamede katılan sanık olarak belirtilen ...'in temyiz dilekçesinden, sanık sıfatıyla kendisi hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini temyiz ettiği belirlenerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık ...'in, katılanlar ... ve ...'a yönelik gerçekleştirdiği tehdit eylemiyle aynı anda katılan ...'a yönelik silahla kasten yaralamaya teşebbüş eylemini de gerçekleştirdiği ve hakkında bu eylemler neticesinde mahkumiyet hükümleri verildiği anlaşıldığından, katılan ...'a yönelik tehdit eylemi yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253/3. maddesi gereğince uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek yapılan incelemede:
1-Sanık hakkında katılan ...'a yönelik yaralamaya teşebbüs suçundan verilen hükme yönelik temyizde,
Sanığa yükletilen silahla kasten yaralamaya teşebbüs eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalardan ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının Kanunda öngörülen biçimde infazda gözetilebileceği,
Anlaşıldığından sanık ...'in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanık hakkında katılanlar ... ve ...'a yönelik tehdit suçundan verilen hükme yönelik temyize gelince,
Sanığın katılan ...'a yönelik silahla kasten yaralamaya teşebbüs eylemi ile aynı zamanda katılanlar ... ve ...'e yönelik tek fiille TCK'nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit eylemini gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, tehdit eyleminin uzlaşma kapsamında bulunmayan TCK'nın 86/3-e, 35 maddelerinde düzenlenen silahla kasten yaralamaya teşebbüs eylemiyle birlikte gerçekleşmesi nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşılmış ise de; katılan ...'e yönelik TCK'nın 106/1-1. cümlesi kapsamındaki tehdit eyleminin, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş olduğundan ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşıldığından, katılan ...'e yönelik tehdit suçundan uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasında gerçekleştirilen değişiklik gözetilere, diğer katılan ...'a yönelik tehdit suçunda TCK'nın 43/2. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/son. maddesi gereği sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy