MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi, kararın niteliği ve suç tarihi ile sanık ...'un bilinen en son adresinin aynı zamanda MERNİS adresi olduğunun, yokluğunda verilen gerekçeli kararın sanığın adına MERNİS adresine tebliğe çıkartıldığının ve 17.02.2014 tarihinde tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre sanığın adreste bulunmaması halinde, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim ederek ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekirken; bu işlemler yapılmadan, katılanın MERNİS adresinde oturup oturmadığı veya MERNİS adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden doğrudan aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ evrakının azaya teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından; sanık ...'un temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
A) Sanıklar hakkında hakaret eyleminden kurulan kararda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükümlerin temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanıklar ... ve ...' un, TEMYİZ İSTEKLERİNİN REDDİNE,
B) Tehdit eyleminden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyize gelince,
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Sanıkların aşamalarda suçlamayı kabul etmemeleri, olayın tek tanığının şikayetçinin ablası olması, sanıklarla şikayetçi arasında alacak verecek meselesinden kaynaklanan husumet olması, şikayetçinin ablası tanık ...'ın aşamalardaki beyanlarında kısmi çelişki bulunması, yine şikayetçi ile tanığın sanıkların tehdit sözlerine ilişkin birbirleri ile kısmen çelişkili beyanları karşısında; aşamalarda çelişki içeren ve şikayetçinin akrabası olan tanık beyanının ne suretle sanık savunmalarına üstün tutulduğu yeterince açıklanmadan yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükümleri kurulması,
2) Kabule göre ise;
a) Tanık Gülşah'ın, sanıkların olayın olduğu kendisine ait işyerine geldiklerinde önce sakin konuştuklarını, sonra şikayetçi ile aralarında tartışma çıktığını beyan etmesi karşısında; ani gelişen tartışma ortamında sanıkların ne suretle önceden anlaşıp planlayarak iştirak iradesi içinde atılı eylemi gerçekleştirdikleri açıklanmadan yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında TCK'nın 106/2-c maddesi uyarınca birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit suçundan yazılı şekilde hükümler kurulması,
b) Sanıkların aşamalarda öncelikle şikayetçinin kendilerine hakaret ederek bıçak gösterdiğini savunmaları karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
c) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy