MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, tehdit
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1) Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden hüküm fıkrasında hesap hatası yapılarak, sonuç hapis cezası “9 ay 10 gün” yerine, “7 ay 10 gün” olarak eksik belirlenmiş ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/01/2013 tarih ve 2012/6-1431 esas, 2013/18 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükümde sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilam gösterilmemiş ise de, bu hususun infaz aşamasında gözetilebileceği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’nın temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden bu nedenle HÜKMÜN BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının, tebliğnameye uygun olarak, TCK'nın 53/1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun olan, HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Mala zarar verme ve tehdit suçlarından mahkûmiyet kararlarına yönelik temyizde ise, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme suçunun farklı yer ve zamanda, farklı mağdurlara karşı işlenmesi nedeniyle, görevi yaptırmamak için direnme suçu ile mala zarar verme ve tehdit suçlarının birlikte işlenen suçlar olarak değerlendirilemeyeceği, yine hükümden sonra yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 26. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253/3. maddesinin ikinci cümlesine “aynı mağdura karşı” ibaresinin eklenmiş olması karşısında; suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan TCK'nın 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçu ile TCK'nın 106/1- ilk cümlesinde düzenlenen tehdit suçlarının uzlaşma kapsamında bulunmaması nedeniyle uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı ancak, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca mala zarar verme suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması ve Yerel Mahkemece sanık hakkında TCK’nın 106/1-ilk cümlesi uygulanmayarak, suçun TCK’nın 106/1-son cümlesinin kapsamında kaldığının kabulü nedeniyle, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre mala zarar verme ve tehdit suçlarından uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanığın, aynı olay nedeniyle ve kısa sayılabilecek bir zaman dilimi içerisinde katılanlara yönelik gerçekleştirildiği kabul edilen tehdit eylemlerinin aynı zaman dilimi içerisinde gerçekleşmesi nedeniyle, hukuken bir bütün halinde tek bir tehdit fiiliyle gerçekleştirildiğinin kabulü ve buna bağlı olarak da tek fiille birden çok kişiye karşı tehdit suçunu işleyen sanık hakkında tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanunun 43. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeyerek, sanığın iki ayrı tehdit suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi,
c) TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.