Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...’ın, 5237 sayılı TCK'nın 125/1, 106/2-a, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2020 tarihli ve 2019/260 esas, 2020/160 sayılı kararına karşı yapılan itirazın hakaret suçu yönünden reddine, silahla tehdit suçu yönünden itirazın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına ilişkin Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/03/2020 tarihli ve 2020/390 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında "Dosya kapsamına göre, anılan Mahkemenin 05/02/2020 tarihli kararının sanık müdafisinin yüzüne karşı verildiği, sanık müdafisinin tefhim tarihinden itibaren 7 günlük yasal itiraz süresi geçtikten sonra 13/02/2020 tarihinde itiraz ettiği gözetilmeksizin, süre yönünden itirazın reddi yerine yazılı şekilde esastan inceleme yapılarak itirazın hakaret suçu yönünden reddine, silahla tehdit suçu yönünden itirazın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme;
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir. Bu kararlara karşı itiraz süresi CMK’nın 268. maddesi uyarınca 7 gündür.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nın 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
5271 sayılı CMK’nın “sürelerin hesaplanması” başlıklı 39. maddesi ise “(1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar. (2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. (3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer. (4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter” biçiminde düzenlenmiş olup, gün ile belirlenen sürelerin, tebliğin yapıldığı tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başlayacağı ve son günün tatile isabet etmesi durumunda sürenin tatilin ertesi günü sona ereceği hüküm altına alınmıştır.
İncelenen dosyada; sanık müdafıinin 05.02.2020 günü yüzüne karşı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara, itiraz süresi olan 7 günlük yasal sürenin son günü olan 12.02.2020 tarihinden sonra 13.02.2020 günü itirazda bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar karşısında; yapılan itirazın süresinde olmadığı gözetilip, itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiği halde, itirazın kabulüne dair Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2020 tarihli ve 2020/390 değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2020 tarihli ve 2020/390 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 20/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy