K A R A R
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1, 125/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün ve 1 yıl 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, sanığın cezalarının aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/06/2018 tarihli ve 2016/610 esas, 2018/373 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05/01/2021 gün ve 2020/107879 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
"Tekerrüre esas alınan Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/390 esas, 2009/329 sayılı kararında sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmamış olduğu, sanığın dosya içerisinde mevcut adlî sicil kaydına göre mükerrir olduğu sabit olmakla beraber, hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir" denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulu'nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvurunun yapılacağı merci, yöntemi ve başvuru süresinin hiçbir tereddüte yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç sujelerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması, bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya hatalı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. CMK'nın 264. maddesinde ise, kabul edilebilir bir kanun yolu başvurusunda kanun yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merci tarafından, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kararların Açıklanması Ve Tebliği " başlıklı 35. maddesi;
"1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) (1) hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (1)
3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır." biçimindedir.
İnceleme konusu somut olayda;
Sanık ... hakkında, hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06/06/2018 tarihli ve 2016/610 esas, 2018/ 373 sayılı kararıyla sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle, 125/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün ve 6 ay 7 gün ve hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının aynı Kanun’un 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, kararın katılanın yokluğunda verilip sanığın huzurunda tefhim edildiği, katılana kararın tebliğ edildiği, hükümlerin tefhim edildiği tarihte başka suçtan farklı yer ceza infaz kurumunda bulunan ve SEGBİS aracılığıyla hazır edilen sanığa, 06.08.2018 tarihli duruşma tutanağının, ceza infaz kurumunda 19.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, hükümlerin de 04.09.2018 tarihinde kesinleştirildiği, kanun yararına bozma talebiyle Dairemizce yapılan inceleme sonrası "sanığa cezaevinde yapılan tebligatın CMK 35/3 maddesine göre usulsüz olması ve kararda cezaevi kanalıyla temyiz dilekçesi verebileceğinin yasa yolu bildirimde ve açıklamada belirtilmediğinden" eksiklerin giderilmesi için Dairemizin 26/09/2019 tarih 2019/3857 esas 2019/14565 karar sayılı kanun yararına bozma isteğinin reddine karar verildiği, sanığa CMK'nın 35/1 maddesine göre usule uygun tebligatın yapıldığı ancak; hükümlerin tefhim edildiği tarihte başka suçtan farklı yer ceza infaz kurumunda bulunan ve SEGBİS aracılığıyla hazır edilen sanığa, cezaevi kanalıyla da temyiz dilekçesi verilebileceğinin yasa yolu bildiriminde ve açıklamada belirtilmediği, bu nedenle eksikliğin giderilmeyerek kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında sanıkta yanılgı oluşturulduğu, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna da ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümler için başvurulabildiğinden, söz konusu eksikliğin mahallinde yerine getirilmesi gerekmektedir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06/06/2018 tarihli ve 2016/610 esas, 2018/ 373 sayılı kararına yönelik, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, belirtilen eksikliğin giderilmesi nedeniyle mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin mahallinde Mahkemesince yerine getirilmesine, 22/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy