KARAR
Hakaret, tehdit ve basit yaralama suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda...Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/10/2020 tarihli ve 2020/17472 soruşturma, 2020/10448 esas, 2020/7914 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair...6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2020 tarihli ve 2020/418 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii...2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/11/2020 tarihli ve 2020/1651 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01/03/2021 gün ve 18995 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre,...6. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/11/2020 tarihli kararı ile "sanığın üzerine atılı suçların uzlaşma kapsamında olduğu,akıl hastası olarak değerlendirilen kişilerle ilgili uzlaşma yoluna gidilemeyeceğine ilişkin yasada ve uzlaştırma yönetmeliğinde hüküm bulunmadığı, uzlaşma yapılmadığından .." gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar verildiği,
Benzer bir olaya ilişin olarak Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 22/06/2016 tarihli ve 2016/7829 esas, 2016/9530 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şüpheli hakkında soruşturma evresinde işlediği suçun hukukî anlam ve sonuçlarını algılamayacak durumda olup, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olduğu ve 5237 sayılı Kanunun 32/1. maddesinden istifade edebileceği yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan kişiye ceza verilmeyeceğinin anılan fıkrada düzenlenmiş bulunması karşısında, akıl hastası olan şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilemeyeceği, mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda, suçun sabit olması halinde anılan madde kapsamında kaldığı anlaşılan sanık hakkında ceza verilmeyip, güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği ve bir fiilin soruşturulabilir olmasının, uzlaştırma hükümlerinin uygulanabilmesi için tek başına yeterli olmadığı, ayrıca failin cezalandırılabilir olmasının gerektiği, failin yaşının küçüklüğü, sağır ve dilsizlik, akıl hastalığı gibi nedenler ile kusur yeteneğinin bulunmadığı hallerde faile ceza verilemeyeceği, bu kişilere karşı güvenlik tedbiri uygulanabileceği, uzlaştırma hükümlerinin bu kişiler bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, uzlaştırmanın ceza sorumluluğunun alternatifi olması, güvenlik tedbirlerinin alternafi olmaması karşısında; dosyada mevcut raporlar gereği şüpheli hakkında uzlaştırma hükümlerinin akıl hastalığı sebebiyle uygulanamayacağının anlaşılması ve usul ekonomisi, yargılamanın daha fazla sürüncemede bırakılmaması da gözetilerek itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesi;
"(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4)Cumhuriyet Savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet Savcısı itiraz edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
CMK'nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
CMK’nın 174. maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir.
Uzlaşma yargının iş yükünün azaltılması için öngörülen alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir. Bu kurumun ihdas amacına hizmet edebilmesi için, uzlaşmanın anlam ve öneminin her somut olayda taraflara anlatılması gerekmektedir.
CMK'nın 174/1-c maddesinde uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde uzlaşma hükümleri uygulanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı öngörülmektedir.
İncelenen dosyada; sanık hakkında ... Eğitim Araştırma Hastanesince düzenlenen 28/09/2020 tarihli raporda, sanığın TCK’nın 32. maddesinden faydalanabileceğinden, olay sonrası yatırılarak takibi yapılan Fırat Üniversitesinde değerlendirilmesinin uygun görüldüğü anlaşılmıştır. Hakaret, tehdit ve yaralama suçlarından uzlaştırma işlemleri yerine getirilmeden iddianame düzenlendiği iddianamenin uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi amacıyla iade edildiği belirlenmiştir.
Mağdur ile fail uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet Savcısı tarafından saptandığında kamu davası açılmayacağı dikkate alındığında, Yerel Mahkemenin iddianamenin iadesine yönelik kararının isabetli olduğu gibi bu karara yapılan itiraz üzerine mercisi tarafından verilen itirazın reddi kararının yerinde olduğu görülmüştür.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 03/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.