Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ...'un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1 cümle,125/1 ve 62/1 maddeleri uyarınca 5 ay ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 03.10.2013 tarihli ve 2010/470 esas ve 2013/742 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:
İstem yazısında;
" Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde, anılan kararı müteakip, hükümlü tarafından 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılması nedeniyle hukukî durumunun uzlaşma hükümleri yönünden yeniden değerlendirilmesi talebinin kabulü ile infazın durdurularak dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/12/2016 tarihli ve 2010/3 esas, 2013/14 sayılı ek kararı ile ek kararı takiben, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığından bahisle hükmün aynen infazına dair Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/09/2019 tarihli ve 2017/72 esas, 2019/692 sayılı kararının hukukî değerden yoksun olacağı düşünülerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre;
1- Samsun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03/10/2013 tarihli kararının gerekçe kısmında, sanığın mahkûmiyetine karar verilen suçun basit tehdit olarak belirlenmiş ve basit tehdit suçu yönünden esas hakkında inceleme yapılmış ise de, hüküm kısmında sanığın eyleminin tehdit olarak nitelendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Somut olayda, müşteki şüpheli ...'in, sanığın eski eşinin ablası olan müşteki ...'in kiracısı olduğu, kirayı vermemesi nedeniyle evden çıkması istenilince 02/12/2009 tarihi ve öncesi bir hafta boyunca sürekli müştekiye hitaben "evden çıkaramazsınız, kira vermiyorum, siz para vereceksiniz, seni, allahını sinkaf ederim" şeklinde sözler söyleyip karnındaki bıçak izlerini göstererek ''biz bunları boşa yemedik, kira ödemiyorum, erkeğiniz varsa gelsin alsın'' şeklinde sözler de söyleyerek zincirleme olarak hakaret ve tehdit suçlarını işlediği, müştekinin kız kardeşi ...'in eski eşi olan sanığın da bu olayları duyunca mağdura 23/11/2009 tarihinde gönderdiği mektupta "bir an için delikanlı adam olduğunu hatırla, on beş gün içinde o evi terk et, ... ablaya da bir daha terbiyesizlik yapma, üç yavruma ve annelerine zarar vermeyi o küçük beyninden geçirme,... S... ol git, blöf yapmıyorum, ben haybeye racon kesmem, infazım da bitti ,ben bir kez uyarırım, on beş gün beklerim sonra da nasıl oluyorsa koparırım, bu mektubu karakola yada savcıya da okutabilirsin ...adam ol, evden paşa paşa çık, sen şimdi bu adam kim oluyor dersin, beni bana değil, ...'e, ...'a, ...'a sor, müptezellik yapma, ben Bafralıyım, Sedat Şahin abinin yeğenlerini kapına yığarım, aklını aldırırım, on beş aralığa kadar o evi boşalt" şeklinde sözler söylediği, sanığın bu şekilde mağdura karşı hakaret ve tehdit suçlarını işlediği belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 125/2 ve 106/1-1. cümlesinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılamada sanığın savunmasında suçlamaları kabul ettiği ancak mağdurun evden çıkmak istemediği ve eski eşine sinkaflı hakaret edip tehdit etmesi üzerine eski eşini ve çocuklarını korumak amacıyla üzerine atılı suçları işlediğini savunmuş olması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimine göre sanık lehine tehdit ve hakaret suçları yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir. " denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.
Ceza Genel Kurulu'nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararında belirtildiği üzere; kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda;
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; mahkeme sanığı hakaret ve tehdit eylemlerinden cezalandırma yoluna gitmiştir. Hakaret suçu açısından 5237 sayılı TCK'nın 129. maddesinde düzenlenen, tehdit suçu açısından aynı Kanunun 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı bizatihi mahkemenin takdirine ilişkin bir konu olup mahkeme bu hususta sanık lehine haksız tahrik indirimi yapmayarak takdir hakkını bu yönde kullanarak uygulama yapmıştır. Sanığın tehdit eylemi yönünden de mahkemenin nitelendirmesinde eyleme yönelik bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemelerin delil takdiri yaparak suçun oluştuğuna dair kanaatlerini ortaya koydukları kararlarında açık bir hukuka aykırılık bulunmadığı sürece bu hususların kanun yararına bozma konusu yapılması mümkün değildir. Delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 26/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.