KARAR
Tehdit ve silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından sanık ...'ün mahkumiyetine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2012 tarihli ve 2012/142 esas, 2012/212 sayılı kararının kesinleşmesinin ardından, hükümlünün 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi yönündeki talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/01/2018 tarihli ve 2012/142 esas, 2012/212 sayılı ek kararını takiben, tehdit suçu yönünden kamu davasının uzlaşma nedeniyle düşürülmesine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2012/142 esas, 2012/212 sayılı ek kararını kapsayan onaylı dosya sureti incelendi.
İstem yazısında;
"... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/01/2018 tarihli ve 2012/142 esas, 2012/212 sayılı ek kararı ile sanık hakkında tehdit ve silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin infazının durdurulması ve dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini müteakip, anılan Mahkemenin 25/04/2018 tarihli ek kararında silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçuna ilişkin bir karar verilmemiş ise de, bu konuda mahalli Mahkemesince değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12/09/2006 tarihli ve... karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinin 2. cümlesinde, "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın üzerine atılı tehdit suçunun uzlaşmaya tabi olmayan silahla kasten yaralama suçu ile birlikte işlemesi karşısında tehdit suçu yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, bu suç yönünden uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir " denilmektedir.
Hukuksal değerlendirme;
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulu'nun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvurunun yapılacağı merci, yöntemi ve başvuru süresinin hiçbir tereddüte yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık aynı Kanunun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç sujelerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması, bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya hatalı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. CMK'nın 264. maddesinde ise, kabul edilebilir bir kanun yolu başvurusunda kanun yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merci tarafından, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kararların Açıklanması Ve Tebliği " başlıklı 35. maddesi;
"1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) (1) hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (1)
3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır." biçimindedir.
İncelenen dosyada;
Sanık ... hakkında, tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından yargılanıp cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama neticesinde ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.03.2012 tarihli ve 2012/142 esas, 2012/212 sayılı kararıyla sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1,29 ve 62/1. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan ise Türk Ceza Kanunu'nun 86/2,3e,35,29 ve 62 maddeleri gereğince 180.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın aynı yargı çevresinde ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda başka suçtan hükümlü olan sanığın huzurunda tefhim edildiği ve kasten yaralama suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte adli para cezasına ilişkin olduğu belirtilerek 22.03.2012 tarihli kesinleştirme fişinin düzenlendiği, tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden ise sanığın hükmü temyiz etmediği belirtilerek 29.03.2012 tarihinde kesinleştirme işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; hükmün tefhim edildiği tarihte başka suçtan aynı yer ceza infaz kurumunda bulunan ve duruşmada hazır edilen sanığa, cezaevi kanalıyla da temyiz dilekçesi verebileceğinin yasa yolu bildiriminde belirtilmediği, bu suretle kanun yolu başvuru hakkının kullanılmasında sanıkta yanılgı oluşturulduğunun anlaşılması, karşısında, sanık hakkında ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.03.2012 tarih,2012/142 esas ve 2012/212 sayılı karar usulüne uygun olarak kesinleşmemiştir. Sanık hakkında adı geçen karar ile tehdit suçundan kurulan hüküm usulüne uygun olarak kesinleşmemiş olduğundan ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 6763 sayılı Kanun ile tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle yapılan uyarlama yargılaması sonucunda " tehdit suçundan kurulan hükmün sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun nedeniyle Ortadan Kaldırılmasına ve sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 254/2 maddesi uyarınca Düşürülmesine" ilişkin 25.04.2018 tarihli ek kararı hukuki değerden yoksundur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tebliğnamesindeki talebe konu ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25.04.2018 tarihli ek kararı hukuki değerden yoksun olup, aynı Mahkemenin 21.03.2012 tarih, 2012/142 esas ve 2012/212 sayılı kararı henüz kesinleşmemiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar vermek gerekmiştir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Kanun yararına bozma isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.