MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın PTT kanalıyla tebliğe çıkarıldığı, başka suçtan cezaevinde tutuklu bulunan sanığa 08/03/2010 tarihinde tebliğ edildiği, ancak 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesi gereğince “ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır” düzenlemesi dikkate alındığında, karar sanığa okunup anlatılmadığından tebligatın CMK'nın 35/3. maddesi uyarınca yöntemince yapılmadığı, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/10/2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen 15/12/2015 tarihli 2015/566 esas ve 2015/656 karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın sorgusunun olduğu anlaşıldığından, sanığın 17/12/2009 tarihli sorgusuna göre, 5237 sayılı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının inceleme tarihine kadar gerçekleşmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye kısmen aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen asli dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞMESİNE, 16/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy