MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/1794 E., 2022/862 K.
SUÇ: Hakaret
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresin de olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
Sanığın 23.07.2017 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanarak hakkında hakaret suçundan mahkumiyete dair verilen karara yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraatine karar verilmesi gerektiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, söylendiği iddia edilen sözlerin hakaret sayılamayacağına, hakaret suçunun manevi unsurunun genel kast olduğuna, müvekkilinin hakaret suçunu işlemesine ilişkin kasıt ve delil bulunmadığına, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yöneliktir.
III. GEREKÇE
Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.04.2015 tarih, 2014/199 Esas, 2015/184 sayılı Kararı ile sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca bilinen en son adrese tebliğ edilmesi gerekirken, sanığın duruşmada bildirdiği en son adresinden farklı olan Merkezi Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşulları oluşmadığından, hükmün açıklanmasına ilişkin hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği dikkate alındığında, sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1. maddesi gereği öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, anılan Kanun'un 67/2-(a) maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 16.01.2015 tarihinden itibaren gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının anılan Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2025 tarihinde karar verildi.