KARAR
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2-1, 106/1, 58/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/6-7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair ... Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2019 tarihli ve 2018/1061 esas, 2019/152 sayılı kararının, sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine, basit yargılama hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle bozulmasına ilişkin ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 06/10/2020 tarihli ve 2019/1729 esas, 2020/1885 sayılı kararını müteakip, yeniden yapılan yargılama sonunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2, 125/4, 106/1-2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.610,00 ve 750,00 Türk liraları adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ve katılan lehine 4.080,00 Türk lirası vekalet ücretine hükmedilmesine dair anılan Mahkemenin 08/04/2021 tarihli ve 2020/1039 esas, 2021/551 karar sayılı dosya incelendi.
İstem yazısında; "Dosya kapsamına göre, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 09/07/2020 tarihli ve 2020/3779 esas, 2020/9100 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, somut olayda, katılan ... (boşanma öncesi soyadı: ...) ile vekili Avukat ... arasında kurulmuş bir vekalet ilişkisi bulunmadığı, adı geçenin zorunlu müdafilik kapsamında adli yardım görevi ifa ettiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğü'nün 16/10/2019 tarihli ve 2019/20744 İd. İşl. sayılı yazısından da anlaşılacağı üzere ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin bozma kararı öncesi yapılan yargılamada ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1061 esas sayılı dosya üzerinden Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri gereğince zorunlu müdafi ücreti ödendiği anlaşıldığından, bu halde katılan lehine vekalet ücreti tayin edilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “Olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay tarafından incelenmesini sağlamak suretiyle ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26/10/1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve özel dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hâkim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile delillerin değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/06/1971 gün ve 497-209, 07/02/1972 gün ve 447-72, 24/02/1975 gün ve 37-32, 14/06/2005 gün ve 66-65, 07/02/2006 gün ve 172-10, 22/10/2013 tarih ve 2012/11-1322-2013/421 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olması şahsi hak olma niteliğini değiştirmeyeceğinden ve kişisel hakka ilişkin olarak yapılan aykırılıklar nedeniyle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin karar kanun yararına bozma isteminin konusu olamayacağından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 02/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy