MAHKEMESİ:Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2010/1763 E., 2011/2306 K.
SUÇ: Hakaret
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakaret suçundan sanık Hakan Eker'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-3a-4, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 7.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.06.2011 tarihli ve 2010/1763 Esas, 2011/2306 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2024 gün ve 2024/109407 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre,
1. Sanığın katılana karşı işlediği hakaret suçu nedeniyle Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiili, bunun nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konularak denetime ve incelemeye esas bir karar verilmesi gerekirken, sanığın hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu şeklindeki yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesinde,
2. Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu olarak bulunan sanığın, aynı cezaevi karakolunda uzman çavuş olarak görev yapan müştekiye hitaben cezaevi girişinde "senin ananı avradını sinkaf ederim" şeklindeki eyleminden dolayı açılan kamu davasında, yapılan yargılama neticesinde hakaret eyleminin adliye koridorunda gerçekleştiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesi uyarınca sanığın cezasında artırım yapıldığı, 07.10.2010 tarihli tutanak incelendiğinde olayın cezaevi girişinde "kapıaltı" olarak tabir edilen yerde gerçekleştiği tespitinin bulunduğu, müştekinin beyanlarının da bu yönde olduğu halde, sanığın eylemini tam olarak nerede gerçekleştirdiği tespit edilmeden aleniyet unsurunun gerçekleştiği gerekçesiyle cezasında artırım yapılmasında," şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Yargılama sonucunda ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, somut olayda açıklanan ilkelere uyulmadan, tehdit suçunda gerekçesiz karar verilerek, Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 223 . maddelerine aykırı davranılması hukuka aykırıdır.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan ve yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. CGK'nın 17.07.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.03.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
III. KARAR
1. Kanun yararına bozma istemi hakkında bu aşamada KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2. Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedenleri açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için,
Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.03.2025 tarihinde karar verildi.