MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/1447 E., 2022/1447 K.
SUÇ: Göçmen kaçakçılığı
İNCELEME KONUSU KARAR: Ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hükümlü ...'nın mahkûmiyetine dair Koblenz (Almanya) Eyalet Mahkemesinin 11/07/1996 tarihli ve 33205/95-4 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın memnu hakların iadesi talebinin reddine ilişkin Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/1447 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2024 gün ve 2024/111342 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karara dayanak teşkil eden 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan, ''5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, dosya kapsamında mevcut yeminli tercüman tarafından tercüme edilmiş metinde, Koblenz (Almanya) Eyalet Mahkemesinin 11/07/1996 tarihli kararının 02/04/2007 tarihinde infaz edildiğinin belirtildiği, memnu hakların iadesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, 3 yıllık sürenin tamamlandığı gözetilmeden, talebin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan, ''5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a. Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b. Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında,
Somut olayda; sanık hakkında Koblenz (Almanya) Eyalet Mahkemesinin 11.07.1996 tarihli kararının 02.04.2007 tarihinde infaz edildiğinin belirtilmesi ve memnu hakların iadesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren geçmesi gereken 3 yıllık sürenin tamamlandığının anlaşılması karşısında; mahkemesince yapılacak değerlendirmede hükümlünün yeniden suç işleyip işlemediği incelenerek, hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, talebin reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Yerel Mahkeme kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2025 tarihinde karar verildi.