(818 S. K. m. 17, 45)
1- Borçlar Kanununun 17. maddesinin Almanca metninde, bir kimsenin haksız eylem sonunda ölmesi halinde yakınlarının da manevi tazminata hak kazanacağı öngörülmüştür. Bilimsel görüş ve kazai içtihatlarla, dairemizin uygulamaları da bu yoldadır. (Öldürülenin yakınları) sözünden, kendilerine bakılan anlaşılmamalıdır. Zira burada isteme temel olan düşünceler bambaşkadır. Bir kimsenin ölümü ile yakından ilgilenmiş olan yani onunla samimi münasebetleri bulunan kimse de göz önünde tutulmuş bulunmasına göre mahkemece manevi tazminata hüküm olunması doğru bulunduğundan davalının temyiz itirazları yersizdir.
2- Borçlar Kanununun 45. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmüne göre, ölüm neticesi olarak diğer kimseler ölenin yardımından yoksun kaldıkları takdirde kendilerine maddi tazminat verilmesi gerekir. Ölüm neticesinde ölenin yardımını kaybedenlerin haklarını tanzim eden bu maddede de, yardımdan maksat, bir kimseye hatta kanunen mecbur olmasa bile muntazaman yardımda bulunan kimseyi anlamak gerekir. Davacının mirası reddetmiş olması maddi tazminat isteğinin kabulüne engel olmaz. Mahkemece yukarıda anılan madde hükmünden yalnız ölenin mirasçılarının faydalanabileceği esasından hareketle ve mirasın reddedilmiş bulunması nedenine dayanılarak maddi tazminata ilişkin isteğin red edilmesi kanunu aykırıdır.
Temyiz olunan kararın 2. bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy