(818 S. K. m. 49) (2709 S. K. m. 31)
Davacı avukatı; davalının müvekkili hakkında dolandırıcılıktan haksız şikayette bulunmak suretiyle ticari itibarını sarstığını ileri sürerek 50.000 lira manevi tazminatın alınmasını istemiştir.
Yapılan yargılama sonunda; sabit olmayan davanın reddine karar verildiğine ilişkindir.
Uyuşmazlık Vakıflar Bankasının ticari işleminden doğmuştur. 100.000 liralık cari hesabı olan davalı banka ile yaptığı sözleşmede alacağını inanca göstermiş ve iki kişiye kefil olmuştur. Bu teminat işleminden sonra banka kefalet edilen kişilere, ikrazda bulunmuş ve davalının alacağı üzerine kayıt tesis etmiştir. Davalı bankadan parasını çekmek isteyince bunun inanca olduğundan söz edilerek ödemede bulunmamış, davalıda savcılığa başvurarak 12.3.1974 günlü dilekçe ile işlemin yanlışlığını bankadaki parasına gereksiz el konulduğunu, her ne kadar bu işlemler için bankada imza vermişse de gerçeği bilmediğini ileri sürerek dolandırıldığından söz etmiştir.
Davacı banka şube müdürü kendisine yöneltilen bu isnatların ağır ve kusurlu davranış olduğundan söz ederek manevi tazminat istemektedir. Davalı İsmail Ege 1329 doğumlu olup, olay sırasında 60 yaşlarında madencilikle meşgul iş hayatında denemesi olan eski bir madencidir. Kredi alan 3. kişiler Necip ve İsmail Baykut madenci olup davalının yakın arkadaşlarıdır. Ancak iş hayatında davalının kefaletini aldıktan sonra iflas etme durumuna düşmüşlerdir. Bu durumda davalının davacıyı Anayasanın (31.) maddesinde gösterilen biçimde şikayet hakkını kullandığı düşünülemez. Davalı yaşlı tecrübeli iş hayatında yetişmiş mesleği dolayısıyla banka işlemlerinden anlayan bir kimse olduğu gibi lehine kredi verilenlerin yakın dostudur. Ancak kredi alanların durumlarının bozulduğu anlaşıldığından inanca gösterdiği parayı adı geçenlerin alacaklarının inancasından kurtarabilmek için bu yola başvurduğu, yukarıda açıklanan nedenlerle ağır kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Bankacılık işlemleri normal ve ciddi ve muntazam çalışmayı gerektiren işlemlerden olması ve bu yolda yapılmamış bir durum saptanmadığına göre isnadın ağır kasta dayandığının kabulü gerekir. Çünkü yapılan banka işlemleri tamamen davalının rızasıyla yapılmış mutat yapılması olanağı bulunan rızaı banka işlemleridir. Böyle bir işlemin yapılmasında yapan görevlinin yasaların öngördüğü olayların dışında işlem yaptığını gösterir hiç bir kanıt yoktur. Davacı bu ihbar yüzünden o iş yerinden başka iş yerine uzaklaştırılmıştır. Zarar her yönden ağırdır. Bu koşullara göre mahkemenin uygun bir tazminata hükmetmemesi bozmayı gerektirir.
Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy