(818 S. K. m. 18)
DAVA VE Karar: Davacılar, davalı ile kardeş olduklarını ve müşterek miras bırakanları olan babaları Rasim Çetin'in, kendilerini miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla ve muvazaalı bir şekilde tapusuz taşınmazları ile taşınır bütün mallarını davalı Muzaffer'e sattığını ileri sürerek 4.9.1969 ve 26.8.1973 günlü adi satış belgelerinin iptalini, olmadığı takdirde mahfuz hisseye tecavüz eden kısmının tenkisini istemişlerdir.
Kural olarak, miras bırakanın bir kısım mirasçıları mirastan yoksun bırakmak amacıyla yaptığı muvazaalı işlemde, o mirasçılar üçüncü kişi durumunda olduklarından muvazaa iddialarını tanıkla ispatlayabilirler.
Ne var ki, iptali istenen bu belgenin taşınır eşyalara ve diğerinin de tapusuz taşınmazların satışına ilişkin olduğu ve dolayısıyla tapusuz taşınmazların dahi taşınır eşya niteliğinde sayılacağı anlaşılmaktadır. Esasen davacılar taşınmazların tapulu olduğunu da ileri sürmemişlerdir. O halde, gerek taşınır eşyaların gerekse hukuken aynı nitelikte sayılan tapusuz taşınmazların satış şeklinde gösterilen muvazaalı bir sözleşme ile bağışlanması işlemi hukukça geçerli sayılır. Çünkü, taşınır malların satışı ve tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri konusunda yasalarda bir geçerlik şekli ön görülmüş değildir. Bu kural, H.G.K.nun 12.6.1968 gün ve 2/476 Esas 431 Karar ve Dairemizin 7.1.1969 gün 1552/167; yine 23.2.1978 gün 5594/2290 ve 20.2.1978 gün 1191/2130 sayılı kararlarında da açıkça belirtilmiştir. Hal böyle olunca bu nitelikteki sözleşmelerin muvazaaya dayanılarak iptali istenemez. Kaldı ki, satış karşılığı paranın tarafların miras bırakanına ödendiği yönü de tanıkların çok açık beyanları ile de kanıtlanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, murisin para almadığı bir an için kabul edilse dahi bu bir bağışlama niteliğinde olduğundan yine de geçerli sayılacaktır. Bu durumda iptali dava edilen her iki belge hukukça geçerli olduğundan hak sahibi olan davacılar ancak Medeni Yasanın tenkis hükümlerine dayanarak tasarrufun tenkisini isteyebilirler.
Nitekim davacılar da, bu davalarında kademeli olarak tenkis talep etmişlerdir. O halde, mahkemenin bu davaya bir tenkis davası olarak bakması ve hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar vermesi gerekirken, ortada gerçek bir satış bulunmadığından, murisin para almadığından ve sözleşmelerin muvazaalı olarak düzenlendiğinden söz edilerek her iki satış belgesinin iptaline karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy